FelsefeNe, Ne Değildir?

Entüisyonizm Nedir? Entüisyonizm Temsilcileri Kimlerdir?

Sezgicilik olarak da bilinen Entüisyonizm, sezgi ile kavramanın akıl ve zihin gibi diğer algılama biçimlerinden üstün olduğunu öne süren bir felsefi akımdır. Enstüisyonizm üstüne yıllar boyunca gelen birçok ekol olsa da kurucusu Henri Bergson olarak kabul edilir. Yer yer Bergsonculuk olarak adlandırılan Entüisyonizm, entüisyonistlerce günümüzde de kabul edilmeye devam etmektedir. Mottomuz olan “Bilgi, meta değildir.” sözüne ithaf olarak, Entüisyonizm kavramını açıklarken kavramın yalnızca bir inanç çerçevesinde oluşturulmadığının altını çizmek istiyoruz. Tıpkı diğer felsefi akımlar ve tutumlar gibi, Enstüisyonizm de Bergson tarafından belli başlı dayanaklar çerçevesinde geliştirildi. Yazımızın devamında bu dayanaklarla birlikte, “Entüisyonizm nedir?” sorusuna cevap arayacağız.

Entüisyonizm’in Altında Yatan Gerekçeler

Bir felsefe akımı olan Enstüisyonizm’de; bilgi, ancak felsefe bilgisiyse önem taşımaktadır. Bu felsefi akımın temeli de akıldan önce sezgidir. Peki, ‘sezgi’ ile kastedilen tam olarak nedir?

Sezgi, bir keşfetme yöntemidir. Bir olgunun keşfedilişi, doğrudan ve aracısız olmalıdır. Akıl ile düşünme, belli başlı dış verilere bağlı olarak analiz etme sürecidir. Bu sebeple, aracısız ya da doğrudan bir yaklaşım değildir. Sezgi ile kavrama, dış verilere ihtiyaç duyulmaksızın gerçekleştiği için doğrudan bir keşif ve açığa çıkarma yöntemidir.

Sezgicilik Nasıl Çalışır?

bergson
Henri Bergson’un bakış açısı “Entüisyonizm nedir?” sorusuna cevap oluşturur.

Bergson’a göre sezgilerin kendi bilinci vardır. Bergsonculuk, bu sebeple sezgiyi felsefenin tam da göbeğine yerleştirir. Sezgicilik, David Hume’un Tabula Rosa, yani “Boş Levha” tasarısına benzerlik göstermektedir. Tabula Rosa’da, bilgiler zaten zihinde bulunur. Yani, Tabula Rosa, bilginin bilincini işaret eder. Bergson ise bu “Boş Levha” metaforunu sezgiye bağlayarak aydınlatır. Sezginin bilince sahip olmasını anlamlandırmak için önce bilinç kavramını açıklamak gerekir:

  • Bilinç, algılanan durumların bütününün zihinde açıklığa kavuşması olarak adlandırılabilir.
  • Bilincin çalışma yöntemi, gördüklerimiz ve diğer duyu organlarımızla zihnimizde kayda geçirdiğimiz nesnelerle kısıtlıdır.
  • Bilinç kavramı, dış bilinç olarak ayrımsanmaktadır.
  • Dış bilinç ise, yani bilinç dışı; Bergson’ın sezgi ile işaret ettiği farkındalık durumudur.

Sezgicilik’e Rastladığımız Diğer Yaklaşımlar

bilinç dışı
Entüisyonizmde kolektif bilinç dışı kavramı da etkilidir.

Felsefede birçok akım, birbirinden parçalar barındırır. Ortada herhangi bir etkilenme durumu söz konusu olmasa da farklı akım kurucuları, aynı ya da benzer düşüncelere hayat verebilmektedir. Bu durum, “Kolektif Bilinç dışı” kavramı ile açıklanır. Sezgicilik’e rastladığımız diğer yaklaşımların başında İmam Gazali’ninki gelebilir. Gazali, Orta Çağ dönemindeki felsefi yaklaşımında; “iki göz” olarak bilince ve sezgiye işaret etmektedir. Yalnızca bilinç için “manevi göz” ve sezgi içinse “kalp gözü” kavramlarını kullanmıştır.

Entüisyonizm’e Benzeyen Diğer Yaklaşımlar

imam gazali
İmam Gazali’nin de edebi anlayışı sezgicilik barındırır.

Entüisyonizm’e benzeyen diğer yaklaşımlara geçerken önce, matematikte bulunan sezgi kavramında bahsetmek gerekir. Luitzen Egbertus Jan Brouwer, Hollandalı bir matematikçi ve sezgisel matematik önermesini sunan kişidir. Matematikte bulunan aksiyom olarak adlandırılan ve kendiliğinden apaçık olan belittler, herhangi bir kanıta ihtiyaç duyulmaksızın ortada olan önermelerdir. Bu açıdan Sezgicilik ile benzerlik gösterirler. Edebiyatta da Sezgicilik, İmam Gazali’nin yaklaşımı ile ele alınılarak savunulur. Metni okuyan iki gözün biri maddi diğeri ise manevi bir algılama aracını temsil etmektedir.

Entüisyonizm Temsilcileri Kimlerdir?

Entüsiyonizm temsilcileri
Entüsiyonizm temsilcileri

Fruthjof Schuon ve Rene Guenon da Sezgicilik felsefi temsilcilerinin arasında yer almaktadır. Bilgi ve etik ilkelerinin bir birleşimi olarak ortaya çıkan Entüisyonizm, mistisizm ile benzer görülmektedir. Ancak mistisizmde ele alınan yaklaşım, Gazali’ninki gibi maddiyat ve maneviyat olarak sığ şekilde irdelenir. Bergson’un sezgiciliği, Freud’un bilinç dışı kavramının kendisidir. 6. histen öte, bilimsel olarak kabul edilmiş bir kesinliğe ve kesin bir tutuma sahiptir.

Kısaca değinmek gerekirse, Freud, 1901’de keşfettiği bilinç dışı kavramı ile bilincin göremediği ya da anlamlandıramadığı durum ya da nesneleri, çözümlemek üzere ikinci bir alanda, yani bilinç dışında irdelediğini; bilincin kavrayamadıklarını bilinç dışının net olarak bildiğini ifade eder.

İlginizi çekecek başka bir felsefi içerik: Tümdengelim Nedir?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu