Ne, Ne Değildir?

Siyasi Coğrafya Nedir?

Siyasi coğrafya nedir sorusunun cevabını saatlerce konuşabiliriz. Ancak bunun kısa ve öz anlatımını size aktaralım. Siyasi coğrafya, siyasi otorite ve kurumlar tarafından koyulan kurallar üzerine coğrafi etmenlerin etkilerini, siyasi kararların uygulanmasının coğrafyaya etkisini araştırır. Bunun sonuçlarından meydana gelen olayları inceleyen beşerî coğrafya alt disiplinidir. Siyasi coğrafya, bölge ile ve devletin arasındaki ilişkileri coğrafyanın temel çalışma kurallarına uygun olarak inceler.

Siyasi coğrafya nedir sorusunun ayrıca cevaplarından biri, bir ülkede dünyanın tamamında veya bir kısmında, doğal, insan kaynaklı ve ekonomik olayların dağılışlarını inceler. Bu incelemeler sonucunda devlet işleyişi ile ilgili görüşler sunulur.

Siyasi Coğrafya Neyi İnceler?

Siyasi coğrafyanın asıl konusu, devlet ile devletin bulunduğu bölge arasındaki ilişkidir. Bu ilişki, devletin kurulduğu bölgeye ve bu bölgenin koşullarına göre değişir. Coğrafya ve siyaset arasında bir ilişki kuran siyasi coğrafya, çok farklı alanlarda ve karmaşık konularda içeriklere sahiptir. Fiziki coğrafya perspektifinde doğal alan özellikleri de dikkate alındığında yapılan sınıflandırmalarda siyasi coğrafya kısmında millet, devlet ve siyasi bölgelere göre yapılmaktadır.

Siyasi coğrafyanın ilgilendiği konular çağımızda git gide genişliyor. Bu geniş yelpazeden örnekler vermek gerekirse:

  • Devletlerin gruplandırılmasında etkili olan faktörler
  • Halk, Devlet, Hükumet ve aralarındaki ilişkiler
  • Uluslararası ilişkiler ve anlaşmaların temelleri
  • Devletler ile eski sömürgeleri arasındaki ilişkiler
  • Sınırların oluşturulması ve korunması ile ilgili sorunlar
  • Siyasal kuvvetlerin coğrafya üzerindeki etkileri
  • Seçimlerin sonuçları ve sonuçlara etki eden durumlar

şeklinde sıralayabiliriz.

Siyasi Coğrafya Örnekleri

siyasi cografya
Siyasi coğrafyalar tarihin başından bu yana birçok konuya etki etmiştir.

Siyasi coğrafyaya en iyi örnekler kutup bölgeleri ve ekvatoral Afrika devletlerinin zayıf olurken, orta enlemlerdeki devletlerin daha güçlü ve köklü devletler olmasıdır. Anadolu gibi jeopolitik olarak oldukça önemli bölgeler ile de iç içe olan siyasi coğrafya, kavram karmaşasına yol açabilir. Jeopolitik ve jeostrateji gibi kavramlar siyasi coğrafyadan doğmuştur. Jeopolitik, siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantajlı durumları inceler. Örneğin:

  • Anadolu bölgesinin kıtalar arası bir köprü görevi görmesi
  • Anadolunun toprak verimliliği
  • Arabistan bölgesinin petrol açısından zengin olması
  • Afrika kıtasının ikliminden dolayı egzotik bitki-meyve yetiştiriciliğinde öncü olması

şeklinde sıralamak mümkün.

Siyasi coğrafyaya doğrudan verilebilecek en yaygın örnek kutuplarda toprak verimsizliği ve iklimin soğuk olması nedeniyle, köklü ve istikrarlı devletler kurulamaz. Ancak Orta Amerika, Asya ve Avrupa gibi orta enlemlerde asırlardır devletlerin bulunmaktadır.

Siyasi Coğrafya Kurucusu

siyasi cografya
Siyasi coğrafyanın oluşmasında birçok ismin etkisi vardır.

İlk çağlardan beri geliştirilen siyasi coğrafya çoğumuzun tanıdığı birçok isimden katkı almıştır. Bu isimler ilk çağda;

  • Strabon
  • Heredot
  • Aristogras

gibi isimlerdir. Orta çağda bu isimlerin arasına İbn-i Haldun eklenmiştir. Ancak siyasi coğrafyanın temelleri 19. ve 20. yüzyılda atılmıştır. Bu temelleri atan çalışmalar oldukça dikkat çekici ve önemli. Dünyanın birçok yerinden bu çalışmaya katkı sağlandı. İsimlerden bahsetmek gerekirse Almanya’dan;

  • Rudolg Kjellen
  • Karl Haushofer
  • Friedrich Ratzel

gibi isimler karşımıza çıkmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nden bu çalışmalara katkı sağlayan isimler ise;

  • Ellen Churchill Semple
  • Alfred Thayer Mahan
  • Nicholas Spykman

ve çok daha fazlasıdır. Oldukça önemli çalışmalara imza atan bu insanlar, siyası coğrafyanın temellerinin sıkı sıkıya oturmasında rol oynamıştır. İngiltere ve Fransa’dan da bu başlık altında çalışmalar yapan kişiler var. Bu isimler;

  • Halford Mackinder
  • Paulvidal de la Blache
  • Jean Brunhes

Ancak siyasi coğrafyanın bir bilim dalı olarak kabul görmesindeki en önemli isim tartışmaya kapalı şekilde Friedrich Ratzel’dir. 1844-1904 yılları arasında yaşayan Ratzel, siyasi coğrafyanın kurucusu sayılan alman coğrafyacıdır. Kendisinin yazdığı ‘Politik Coğrafya’ kitabı, adeta tüm siyasi coğrafya fikirlerinin hepsinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu eserinde ‘Ülke sınırları değişebilir ve genişleyebilir’ fikri çok dikkat çekti. Böylece kitabında genişleme politikalarına yer verdiğini görüyoruz. Bu görüşler 2. Dünya Savaşı’nda Hitler`e dayanak olmuştur.

Siyasi Coğrafya Teorileri

Devletlerin güç ve hakimiyet alanları genişledikçe yeni araştırmalar ve çalışmalar yapılması gerekti. Bu koşulların sağladığı siyasal politikalar üzerine yapılan araştırmalar ve düşünceler, bazı jeopolitik teorilerin ortaya atılmasına yol açtı. Genel kabul görmüş teoriler şu şekildedir;

  • Kara Hakimiyeti Teorisi
  • Kenar Kuşak Hakimiyeti Teorisi
  • Deniz Hakimiyeti Teorisi
  • Hava Hakimiyeti Teorisi

Bu teoriler ile beraber farklı fikirler de ortaya çıkmıştır.

Hakimiyet Teorileri

siyasi cografya
Bu kavram birçok teoriyi de beraberinde getirmektedir.

Kara Hakimiyeti Teorisi; Oxford Üniversitesi`nde coğrafya dersleri veren Mackinder tarafından 1904 yılında çıkan “Tarihin Coğrafi Mihveri” adlı eserinde ortaya çıkmıştır. Bu makalede Mackinder, deniz gücünün öneminin azaldığını öne sürmüştür. Bu düşünce ile şu tezi ileri sürdü;

Kim Doğu Avrupa`ya hükmederse Dünyanın Kalbine hâkim olur;

Kim Dünyanın Kalbine hâkim olursa Dünya Adası`na hükmeder,

Kim Dünya Adası`na hükmederse Dünya`ya hâkim olur.

Kenar Kuşak Hakimiyeti Teorisi, bir gazeteci ve uluslararası ilişkiler profesörü olan Nicholas Spykman tarafından ortaya atılmıştır. Mackinder’in teorisini eleştirmektedir. Ona göre Güç siyaseti için bir slogan gerekiyor ise bu “Kim kenar kuşağa hükmederse Avrasya`ya hâkim olur; kim Avrasya`ya hâkim olursa dünyanın kaderini belirler” olmalıdır.

Deniz Hakimiyeti Teorisi ise, ABD`li Amiral Alfred T. Mahan (1840-1914) isimli bir subay tarafından geliştirilmiştir. En önemli eseri “Deniz Gücünün Unsurları” kitabında bu teoriden bahseden Mahan, dönemin en güçlü deniz kuvveti İngiltere`den etkilenmiştir. Slogan olarak “Denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olur” derken, İngiltere`nin çok uzak noktaları deniz kuvvetleri sayesinde sömürgeleştirmesinden etkilenerek söylemiştir.

Hava Hakimiyeti Teorisi Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtalyan ve Amerikan havacılar tarafından ortaya atılmıştır. Alexander De Seversky tarafından olgunlaştırılan bu teori, hava kuvvetlerinin gelişmesiyle diğer teorileri gölgede bırakmaya çok yaklaşmıştır. Nasıl uçaklar ve füzeler coğrafyanın yol açığı zorlu kara şartlarını değersiz kıldıysa, bu gelişmeler ayrıca zaman ve mesafe kavramlarını da kökünden değiştirmiştir. Artık kara ve deniz yolu ile haftalarca yol alarak ulaşılabilecek mesafelere birkaç gün, hatta birkaç saat içerisinde ulaşılabilirdi.

Bu bahsettiğimiz teorilerin her biri zamanında oldukça tartışmalara yol açmış ve araştırılmaya değer görülmüş teorilerdi. Teknolojinin gelişmesi, ülkelerin güç ve toprak yarışı devam ettiği sürece, bizler yeni teoriler üretmeye devam etmek zorunda kalacağız.

Siyasi Coğrafyada Güç Kaynakları

siyasi cografya
Ülkelerin siyasi açıdan gücünü belirleyen farklı faktörler vardır. Bu faktörler ülkeler arasındaki ilişkiyi de belirler.

Coğrafya fiziki faktörler arasında en somut ve kapsayıcı kavramdır. Siyasetin temeli insan ve toplumlarken bunları etkileyenlerde diğer insanlar, toplumlar ve fiziki faktörlerdir. Coğrafya dünya üzerinde homojen olmadığı için, tarihin başlamasından bu yana fiziki engeller toplumlar üzerinde çok büyük bir yük oldu.

Toplumlar bölgenin coğrafyasına bağlı olarak çok gelişmiş olabilirken tüm dünyadan geride de kalabilir. Siyasi coğrafya açısından bu konuya bakıldığında, bölgelerin maddi, askeri ve dini önemler taşıdıklarını görüyoruz. Buna örnek olarak dünyanın çoğu bölgesinde neredeyse hiç siyasi ve askeri sorun olmazken, Ortadoğu ve Arap Yarımadası`nda neredeyse yüz yıldır süren bir çatışma görüyoruz. Devletlerin ülkede geçerli din saydıkları dinin kutsal bölgelerini ele geçirme hevesi ve başarısı, halkın devletine olan saygısını ve desteğini arttırır. Buna bağlı olarak devletler sadece para için değil dinin getirdiği siyasi güçten beslenmek için de siyasi coğrafyada güç kaynaklarını ele geçirmek isteyebilir.

Siyasi Coğrafya ve Türkiye Jeopolitiği

Türkiye jeopolitik olarak binlerce yıldır birçok medeniyetin gözünün üzerinde olduğu Anadolu bölgesinde yer almakta. Bu coğrafya, binlerce yıl kervanlara ulaşım sağlamıştır. Günümüzde dahi Avrupa-Asya arasındaki tek köprü olma özelliğini taşımakta. Buna bağlı olarak ticaret ve ulaşım için biçilmiş kaftan oluyor. Ayrıca Anadolu iklimi nedeniyle oldukça verimli bir bölgedir. Neredeyse her türlü bitki ve ağacın yetiştirilebildiği Anadolu, bu anlamda rakipsiz bir toprak parçası denilebilir. Tam 8,333km kıyı uzunluğu ile deniz ticareti için mükemmel bir konumdadır. 3 tarafı denizlerle çevrili olmasından dolayı, dünyanın birçok noktasına farklı kısa deniz yolları ile ulaşmak mümkün. Buna bağlı olarak zamanda ve paradan ciddi bir tasarruf sağlanmakta.

Tüm bunların yanında ne yazık ki petrol ve doğalgaz açısından fakir bir bölgedir. Ancak yine jeopolitik konumu ile bunun üstesinden gelinebilir. Zengin petrol ve doğalgaz yatakları bulunan Ortadoğu, Kafkasya ve Arabistan bölgelerine yakınlığından dolayı, tedariği oldukça kolaydır.

Konu hakkında daha fazla bilgiye Türkiye’nin Jeopolitik Konumunun Önemi Nedir? başlıklı yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Siyasi coğrafya amacı nedir?

Siyasi coğrafyanın amacı siyasi bölgelerin neden önemli olduklarını ya da neden olamadıklarını araştırmaktır.

Siyasi coğrafyada etkili olan statik faktörler nelerdir?

O bölgede bulunan yeraltı kaynakları, bölgenin coğrafi konumu ve yer şekilleri siyasi coğrafyada belirleyici faktörlerdir.

Siyasi konum ne demek?

Siyasi konum bir bölgenin konumunun ülkeler arası ilişkilerini etkileyen faktörler açısından ele alınmasıdır.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu