Ne, Ne Değildir?Felsefe

Anarşizm Ne Demek? Anarşizm Neyi Savunur?

anarşizm ne demek

Anarşizm, ana düşüncesi ve amacı tam olarak anlaşılamayan bir felsefi düşünce akımıdır. Günlük hayatta “her şeye karşı olan” anlamında kullanılan anarşizm, esasında özgürlük düşüncesini temel almakta ve kökeni çok eskilere dayanmaktadır. Net bir tanımı olamayacak kadar fazla düşünce yapısını içeren anarşizm, bunu destekler nitelikte birçok akımı içermekte ve her biri esas düşünceyi beslemektedir.

Uzun yıllardır yalnızca devleti reddeden veya her şeye karşı olan kişileri tanımlamak için kullanılan anarşist düşüncenin öneminin ve gerçek amacının anlaşılması için ise konunun detaylarıyla ele alınması gerekmektedir. Peki, “Anarşizm ne demek? Anarşizm neyi savunur?” Anarşizme dair merak ettiklerinize ve anarşizme dair olumsuz tanımlamaları aşmanıza yardımcı olacak bilgilere yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Anarşizm Nedir?

Anarşizm, toplumsal otorite ve hiyerarşik yapıların reddedildiği bir fikir akımını ifade etmektedir. Her türlü otoritenin reddedilmesi anlayışından doğan anarşizm, devlet ve benzeri yapılar olmadan da adil bir şekilde yaşanabileceğini savunmaktadır. Buna göre, bireylerin özgür iradeleriyle hareket ettikleri bir ortamda yaşamaları gerekmektedir. Anarşizmin esasında özgürlük temelinde gelişen bir düşünce olduğunu kanıtlar nitelikte bu fikirleri, tahakkümün hakim olmadığı bir ortamda da egemen kişi ve kurumlara ihtiyaç duyulmadan yaşanabileceği anlayışından gelişmektedir. İnsanı ve insanın özgür iradesini hakim kılma isteğiyle ortaya çıkmış olan anarşizmde, otorite ortadan kaldırıldığında eşitlik ve özgürlük temelinde bir toplum yönetimi hakim olacaktır. Bunun gerçekleşmesi için ise anarşistlere göre tahakküm içeren yapıların olmadığı bir toplumsal yaşayış biçimi desteklenmelidir.

Anarşizm, siyasi felsefe ve toplumsal yapı temelinde gelişen bir fikir olması nedeniyle birçok akımın oluşmasına da neden olmuştur. Anarşizm düşüncesini savunanlar, birey ve özgürlüğünü en yüksek değer olarak görmeleri nedeniyle ortak bir noktada birleşmiş de olsalar, eşitlik ve özgürlük temelinde gelişen toplum fikrini farklı temellere dayandırmışlardır. Bu doğrultuda, anarşizm fikrini savunan akımların sayısı artmış ve anarşist düşünürler kendi aralarında sınıflara ayrışmışlardır. Kısaca anarşizm akımları şu şekildedir:

  • Klasik Anarşizm
  • Mutualizm
  • Bireyci Anarşizm
  • Liberteryenizm
  • Toplumcu Anarşizm
  • Anarşist Komünizm
  • Anarko-Sendikalizm
  • Yeşil Anarşizm

Anarşizm Tarihi

proudhon
Pierre-Joseph Proudhon

Anarşizm, kökeni Antik Yunan’a dayanan ve “an (olumsuzluk eki)” ile “archos (yönetici)” kelimelerinden türetilen, “yöneticisiz” anlamına gelen bir sözcüktür. 19. yüzyılda sosyalist hareketin bir parçası haline gelerek gelişmeye başlayan akım, ilk olarak bu dönemde “anarşizm” olarak anılmaya başlamıştır. Tarih boyunca birçok düşünür anarşizmin bu noktaya kadar gelmesine katkı sağlamış olsa da ilk kez 19. yüzyılda bir ideoloji olarak kabul görmüştür. Kendisini anarşist olarak ilk kez tanımlayan düşünür ise Fransız Proudhon’dur. Fakat Proudhon’un tek başına anarşizm kurucusu olduğunu söylemek yanlış olacaktır. Zira egemen otoriteye karşı çıkarak kendilerini anarşist olarak tanımlayan ve anarşizm kurucusu olarak kabul edilen düşünürler şu şekildedir:

  • Pierre-Joseph Proudhon
  • Pyotr Kropotkin
  • Mihail Bakunin
  • Max Stirner
  • Graves
  • William Godwin

Anarşizm, anarşistlerin ortak bir düşünceden yola çıkarak ortaya koydukları bir fikir olsa da anarşistlerin farklılıkları nedeniyle çeşitli akımlara ayrılmışlardır. Bu nedenle, hiçbir zaman istenen gelişim sağlanamamış ve anarşizm, siyasal ideoloji olarak etkili bir şekilde savunulamamıştır. Anarşizmin gelişiminin önündeki en büyük engellerden biri de kendi içerisindeki gruplaşmaların aksine akıma yöneltilen eleştirilerdir. Özellikle Marksistler ile anarşistlerin karşı karşıya gelmeleri, anarşizmin geleceği için olumsuz olmuştur. Esasında Marksizmin de devlete karşı olduğu ve devleti bir sömürü ve baskı aracı olarak tanımladığı bilinse de her iki fikir akımı birbirlerine eleştiriler yöneltmişlerdir. Marksizmin anarşizme yönelttiği eleştirilerin temelinde ise şu düşünce yer almaktadır: Anarşizm, direkt olarak otoriteye müdahale etmeyi düşünmekte ve otorite ortadan kaldırıldığında tüm sorunların biteceğini savunmaktadır. Oysa bir devrim gerçekleştirilmek isteniyorsa devleti kaldırma düşüncesinden önce tahakküm temelinde gelişmiş olan toplumsal ilişkilerin düzenlenmesi gerekmektedir.

Anarşizm Neyi Savunur?

anarşizm
Anarşizm her ne kadar günlük hayatta her şeye karşı gelme anlamında kullanılsa da anarşinin tanımı daha komplikedir. Peki tam olarak anarşizm ne demek?

Anarşizm, otoritenin ve tahakkümün her biçiminin kötü ve gereksiz olduğunu savunan bir fikir akımıdır. Genellikle yalnızca devlet karşıtlığı olarak anılan anarşizm, esasında hiyerarşik yapıların kötülüğün kaynağı olduğu düşüncesinden hareketle ideolojilerini geliştirmektedir. Bu doğrultuda, kötülüğün kaynağı olan otoritelerin ortadan kaldırıldığı ve yalnızca özgür bireyin istekleri doğrultusunda yönetilen bir toplumu savunmaktadır. Böylelikle insanı ve özgürlüğünü temel alan bir toplumsal düzen oluşturmayı hedeflemekte ve ancak bu düzen sağlandığı takdirde ideal topluma ulaşılabileceğini savunmaktadır. Anarşizmin esas amacını oluşturan bu görüş, yaygın olarak bilinen anarşizm sembolünün de kaynağı olmuştur. “Anarşi” anlamına gelen “A” harfinin daire içerisinde alınması ile oluşturulan anarşizm sembolü, “Anarşi düzendir” anlamını taşımaktadır. Bunun nedeni, daire sembolünün birlik, beraberlik ve örgütlenme anlamında kullanıldığının düşünülmesidir.

Genel olarak anarşizmin tarihine bakıldığında ise anarşizmin savunduğu düşüncelerin, hiçbir zaman gerçek anlamda uygulanamadığı görülmektedir. Bunun nedeni, siyasal bir ideoloji olarak herhangi bir ülkenin anarşizmi benimsememesi ve otorite ile hiçbir ilgisi olmayan, yalnızca birey ve özgürlüğünü savunan yönetimlerin ortaya çıkmamış olmasıdır. Fakat anarşist ülkeler her ne kadar dünya tarihinde yer almasa da anarşist toplumların ve anarşizm düşüncesini kabul edenlerin var olduğu söylenebilir. Bu toplumlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Puerto Real
  • Barbacha
  • Zaachila
  • Cheran
  • Rojava
  • Exarcheia

Anarşizm ve Felsefe İlişkisi

mihail bakunin
Mihail Bakunin

Anarşizm ve felsefe ilişkisi, 19. yüzyılda anarşizmin siyaset felsefesi açısından gelişimiyle birlikte önem kazanmıştır. Bunda anarşizmin öncü babaları olarak adlandırılan isimlerin otoriteye dair düşüncelerinin etkisi büyüktür. Özellikle devletin bireysel hayatı sınırlayarak özgürlüğü kısıtladığı anlayışını desteklemek için devletin gayri insani bir kurum olduğunu savunmaları ile anarşist filozoflar, anarşizmin felsefi bir akım olarak anılması yolunda önemli adımlar atmışlardır. Anarşist filozoflara göre devlet, yapay ve insanın doğasına aykırı bir kurumdur ve bu nedenle ortadan kaldırılmalıdır. Üstelik yalnızca devlet değil, devletin kurumları da ortadan kaldırılmalı ve onun yerine bireylerin özgürlüğünü destekleyecek olan gönüllülük esasına dayalı insan birlikleri oluşturulmalıdır.

Her ne kadar anarşist filozofların devleti tamamen reddetmeleri, toplum ve devlet düşmanı olarak görülmelerine neden olsa da esasında bu doğru değildir. Anarşist filozoflar, özellikle de Kropotkin, Bakunin ve Proudhon, bireyi ve bireyin özgürlüğünü en yüksek değer olarak tanımladıkları için otoriteyi bu denli reddetmektedir. Çünkü devleti kötülüğün kaynağı ve özgürlüğün önündeki en büyük engel olarak görmekte ve toplumsal gelişim için bireysel hayatın ön plana çıkarılması gerektiğini savunmaktadırlar.

Shares:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir