MüzikBilim

Artikülasyon Nedir?

Artikülasyon, kelime olarak birçok bilim dalında kullanılan, bu yüzden oldukça farklı anlamlara gelebilecek ama temelde aynı şeyi ifade eden bir kelimedir. Latince eklemli yapı anlamına gelen articulatio kelimesinden gelmekte olan artikülasyon bu anlama uygun olarak 15. yüzyılda konuşma seslerinin çıkarılmasında dil, dudak, çene ve diğer konuşma organlarının hareketi olarak kullanılmıştır. Bu yüzden sonraki dönemlerde dil alanında birçok başlıkta artikülasyon kelimesinin kullanımına şahit olabilirsiniz. Peki, artikülasyon nedir ve nasıl ortaya çıkmıştır?

İlerleyen dönemlerde anlamına bağlı olarak gelişen teknolojiler ve benzer yapılar için de artikülasyon kelimesi kullanılmıştır. Örneğin anatomide iki ya da daha fazla kemiğin birbirine değdiği nokta anlamında kullanılıyor. Botanik alanında bitkilerin iki ayrılabilir parçasının birleşme kısmı olarak adlandırılıyor. Bunun gibi sosyolojiden mimariye, dişçilikten mühendisliğe kadar birçok alanda da kullanıma sahiptir. Konuşma ve dil becerisiyle alakalı olarak bir başka kullanımı da müzikte vardır. Bu yazımızda da müzikte “artikülasyon nedir?” sorusuna cevap vereceğiz.

Müzikte Artikülasyon

Müzikte Artikülasyon
Artikülasyon terimi müzik alanında sıklıkla kullanılmaktadır.

Artikülasyonun müzik alanındaki anlamı ve kullanımlarına girmeden önce onunla yakında ilgili olan fonetikteki anlamına da kısaca bakmamız gerekir. Çünkü bu iki alanda da kavramlar birbirleriyle yakından ilgilidir. Fonetik alanında artikülasyon, insanların konuşma seslerini üretme yollarını inceleyen bir alt alandır. İnsanların farklı fizyolojik yapıların etkisinde konuşma seslerini nasıl ürettiklerini açıklamaya çalışır.

Bu anlamda fonetik artiküslayon aerodinamik enerjinin akustik enerjiye dönüşümü ile gerçekleşir. Aerodinamik enerji bu kısımda ses yollarından geçen hava akışını ifade eder. Potansiyel olarak hava basıncı kinetik olarak da dinamik hava akışı şeklindedir. Üretilen akustik enerji de ses dalgaları olarak temsil edilebilen ve insanların işitsel sistemleri tarafından ses olarak algılanabilen hava basıncındaki değişikliğe denir.

Biz insanların ağızdan çıkardıkları ses, sadece havanın akciğerler ile dışarı atılmasından elde edilir. Ancak bu süreçte ses kalitesini konuşma sürecinde yararlı olacak şekilde değiştirmek için bazı konuşma organlarımız havayı şekillendirecek engeller oluştururlar. Örnek olarak “p” sesi çıkarma esnasında dudaklar sıkıca bir araya gelirken havayı anlık olarak bloke ederler ve hava basıncı oluşmasına neden olurlar.

Müzik alanında bu tanıma göre artikülasyon bir notanın ya da bir nota grubunun nasıl duyulacağını belirleyen bir parametreyi ifade eder. Burada artikülasyonlar notanın ya da notaların nasıl başlayıp biteceğini, sesin ne kadar uzun olacağını ve zaman içinde nasıl değişeceğini belirlemektedir. Bununla birlikte bir sesin tınısını, perdesini ce dinamiklerini de değiştirebilirler. Bu yüzden müzikal artikülasyon ve fonetik artikülasyon birbirlerine benzemektedir. Müziğin Barok ve Klasik dönemlerinde buna uygun olarak retorik ile birlikte öğretilirdi.

Artikülasyon Türleri

Artikülasyon Türleri
Artikülasyon kavramı yaygın olarak besteciler tarafından kullanılmaktadır.

Batı müziğinde 19. yüzyıldan itibaren başlanmış ve yaygın olarak kullanılan bazı artikülasyon türleri bulunur. Ancak ses konusunda asla bu türlerle sınırlı kalınmaz ve gerektiği yerlerde parçalar için yeni artikülasyonlar da icat edilebilir. Özellikle elektronik ve bilgisayar tabanlı müziklerde besteciler sıfırdan artikülasyon tasarlamaktadır. Besteciler tarafından belirlenen bu artikülasyonlara ek olarak bu besteleri yorumlayan kişiler de bağımsız olarak kendi yorumlarını katabiliyor. Tarihte 17. yüzyıla kadar notalar üstünde artikülasyon işaretlemek oldukça nadir görülürdü ve Barok döneminde bile süsleme kısımları dışında çok kullanılmazdı. Daha çok besteyi icra eden kişiye ve zamanın standartlarına bırakılırdı. Ancak klasik dönemde artikülasyon işaretlerinin yorumu günümüzde olduğundan çok daha fazla bir çeşitliliğe sahiptir.

Artikülasyon Terimleri

Artikülasyonun türleri olduğundan bahsetmiştik. Her bir notanın nasıl çalındığına göre farklı bir etkisi olan birçok türe sahiptir. Notaların üst ya da alt kısımlarına konulan semboller yardımıyla ayırt edilirler. Bunlara göre bir kemancı, elindeki notaları tek bir yay hareketi ya da ayrı yay hareketleri ile çalabiliyor. Bu tür farklara artikülasyon farkları denmektedir. Artikülasyon türleri ülkemizde gürlük terimlerine benzer şekilde İtalyanca terim isimleri ile kullanılmaktadır ve bu terimler şunlardır:

  • Staccato: Staccato ayrılmış ya da kısaltılmış bir notayı belirtmektedir. Bu notalar yazıldıkları değerlerden kısa çalınmalıdır.
  • Legato: Legato, notaların arada boşluk kalmaksızın birbirine bağlanması ve buna uygun olarak sorunsuz bir şekilde söylenmesi ve çalınması gerektiğini belirtir.
  • Marcato: Marcato, yanındaki müziğe oranla daha güçlü ve yüksek bir biçimde vurgulanarak çalınacak notaları ifade eder.
  • Tenuto: Tenuto, söz konusu notanın tam uzunlukta tutmayı yani değerinin tam olarak çalınmasını veya yüksek bir sesle hafif belli ederek çalmayı ifade eder.

Bu farkları nota sayfaları üzerinde görebilmek oldukça mümkündür. Örnek olarak Beethoven’ın 6 numaralı senfonisinin üçüncü bölümünde staccato ve legato şeklinde ayrı olarak yapılandırılmış notalara baktığınızda nasıl bir fark oluştuğunu görebilirsiniz.

Hangi Enstrümanda Nasıl Kullanılır?

Artikülasyonlar farklı enstrümanlar için farklı şekillerde kullanılmaktadır. Bu başlıkta bu kullanımları nefesli ve üflemeli çalgılar ile yaylı çalgılar açısından inceleyerek aradaki farklılığa bakacağız.

Nefesli ve Üflemeli Çalgılar

Nefesli ve Üflemeli Çalgılar
Nefesli ve üflemeli çalgılarda artikülasyon yaratmak için çift dil yöntemi kullanılır.

Nefesli ve üflemeli çalgılarda sesler dilin kullanılmasıyla üretilir. Bu çalgılardaki artikülasyonlar da müzik aletine giren hava akımını kesmek için dilin kullanılmasıyla üretilmektedir. Bazı damak hareketleri de bu konuyu öğrenenlerin artikülasyonlar konusunda ustalaşmasına yardımcı olabilir. Örnek olarak “dah” hecesi notaları ifade etmek için dilin yerleşim şekillerinden birini ifade eder. Çoğu durumda dilin yakın ucunu kullanmak en iyi artikülasyonları elde etmek için kullanılıyor. Ancak farklı artikülasyon türleri için de farklı dil yerleşimi gerekebilir. Düzgün ve bağlantılı pasajlarda “la” hecesini çıkarırken kullanılan bir dil yerleşimi gerekirken, ağır ve keskin notalar için “tah” hecesine benzer bir dil yerleşimi ile artikülasyon yapılır.

Nefesli ve üflemeleri çalgılarda artikülasyon yaratmak için kullanılan bir başka yöntem de çift dil uygulamasıdır. Çift dil burada “dig” ve “guh” hecelerinin hızlı bir şekilde art arda tekrarlanması sonucu oluşan dil hareketine denmektedir. Bunun yanında “tuh” ve “kuh” veya “tih” ve “kuh” gibi hecelerle de aynı durum gerçekleşmektedir. Çift dil uygulaması genel olarak pirinç çalgılar için kullanılıyordu. Ancak tahtadan yapılan nefesli çalgılar için de yaygın bir uygulama haline gelmektedir.

Telli Çalgılar

Telli Çalgılar
Telli çalgılarda farklı el teknikleri ile artikülasyon yaratılır.

Telli çalgılarda yayı tellere sürtme ya da eğme gibi teknikler kullanılır. Bazı çalgılarda da telleri el yardımıyla çekerek ses üretilir. Bu tekniğe pizzicato deniyor. Telli çalgılarda artikülasyon etmek için genelde kullanılan yayın ya da elin hızını, uyguladığı baskıyı ve uygulama açısını değiştirmek gerekir. Müzisyenler, telli çalgılarda artikülasyonları genelde legato şeklinde, notaları birbirine bağlamak için kullanırlar. Bu çalgılarda legato oluşturmak için titreşen teli durdurmadan ya da sessize almadan çalınır.

Staccato da telli çalgılar için kullanılan bir başka yaygın artikülasyon türüdür. Yukarıda açıkladığımız gibi bu artikülasyonu üretmek için çalgıcılar, notaların normalden daha kısa sürmesi için titreşen teli çekerek ya da üstüne basarak durdururlar. Bu iki artikülasyon türü bu açıdan birbirlerinin zıttı olarak düşünülebilir. Notanın kullanılma süresi artikülasyon uygulamalarında oldukça önemli gözükebilir ancak tek önemli unsur olarak görülemez.

Artikülasyon Bozukluğu

Fonetikle alakalı olan bu bozukluk dolayısıyla müzikle de alakalı olarak seslerin üretilmesinde yaşanan yetersizlikleri ifade etmektedir. Bozukluğun fonetikle alakalı olması sesi şekillendiren organlardaki yetersizliklerden kaynaklanıyor. Örneğin kekeme olmak ya da “r” harflerinin söylenememesi bir artikülasyon bozukluğudur.

İnsan vücudundaki organlar ve kemikler artikülasyon da dahil pek çok şeyi etkileyebilmektedir. Bu konuda bilgi edinmek isterseniz Anatomi Nedir? Anatomi Türleri Nelerdir? başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu