FelsefeNe, Ne Değildir?Sosyoloji

Hasan Aydın Kimdir?

Felsefe, deyince çoğumuzun aklına aslında felsefe olarak adlandırılmayacak pek çok şey geliyor. Felsefeyi bir terim olarak en çok kullandığımız tabir olan “yaşam felsefesi” örneğinde olduğu gibi. Felsefenin bir disiplin olarak sistemli düşünme olduğunu bildiğimizde bu tabir kelimenin tam anlamıyla yanlış bir ifade arz ediyor.  Daha açık olmak gerekirse felsefe, dünya görüşü algımızı aşan bir karaktere sahip. İçine estetiği, etiği, siyaseti, hukuku, epistemolojiyi alan bu geniş disiplinin sınırlarının da çok geniş olduğunu söylemeliyiz. Felsefeyi kimimiz için ürkütücü kılan şey de belki bu geniş sınırlarına rağmen sistemli düşüncenin yöntemini sunmasıdır.

Felsefeyi, bir disiplin olarak ne kadar yanlış tanıdığımız bir tarafta dursun. Diğer yandan hiç de azımsanmayacak sayıda başarılı felsefeciye de sahibiz. Prof. Dr. Hasan Aydın da bu isimlerden yalnızca biri. Bir felsefecinin düşünce sistemini anlamak, onu yakından tanımak felsefe tarihi için yabana atılmayacak bir konu olmuştur çoğu zaman. Hatta felsefe, filozoflar üzerinden, felsefe tarihiyle öğrenilir diyebiliriz. Hasan Aydın’ı yakından tanımak da bu sebeple felsefî bir etkinlik anlamına geliyor. Peki, Hasa Aydın kimdir?

İlk Yıllarında Hasan Aydın

10 Mayıs 1971’de Ordu’da dünyaya gelen Hasan Aydın’ın akademik eğitimi ilahiyatla başlamış. Bu Türkiye’de felsefe için yabancı olduğumuz bir durum değil. Hatta bu toprakların felsefeyle ilk irtibatının dini bir altyapıyla geliştiğini gönül rahatlığıyla söyleyelim. Hepimizin aşina olduğu o ilk büyük felsefecileri tüm dünyaya yeniden kazandıran isimler Müslüman mütercimler olmuştur. Konuyla ilgilenenlerin araştırarak ileri okumaları yapmaları mümkün.

Bu konuda diğer bir dipnot da aslında Batılı filozoflarından dini altyapıya yabancı olmadıklarıdır. Hepimizin nihilizmin babası olarak tanıdığı Nietzsche’nin bile dini bir eğitim aldığını biliyor muydunuz? Nietzsche’nin din ve felsefe ilişkisi konusunda oldukça uç bir örnek olduğu malum. Uzun tartışmalara gebe olan bu konuyu daha sonra açmak üzere aralık bırakalım ve biz kendi konumuza dönelim.

Bir Filozof Olarak Hasan Aydın
Hasan Aydın, 2020 yılı itibariyle felsefe profesörü ünvanını almıştır.

Bir Filozof Olarak Hasan Aydın

Hasan Aydın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde eğitimini tamamladı. Eğitimini tamamlar tamamlamaz aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak görev aldı. 2004 yılında aynı üniversitede kelâm doktoru olarak görevine devam etti. Tarih 2020’yi gösterdiğinde ise Hasan Aydın artık felsefe alanında profesör olarak görev yapmaktaydı.

Hasan Aydın’ın ilmi irtibatlarını anlamak adına kelâm disiplini hakkında bir fikre sahip olmak gerekiyor. Kelâm, ilk zamanlarda İslam’ı müdafaa etmek adına geliştirildiği iddia edilen bir disiplin. Bu disiplinin diğer dini disiplinlerden farkı inanca ait konuları akıl merkezli değerlendiriyor oluşudur. Örneğin bir İslam hukukçusunun hukukî meseleleri izah etmek gibi bir misyonu yoktur. O, sadece görevini kurallara bağlı olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak kelâm alimi, “Neden?” sorusuna cevap arıyor izlenimi vermektedir. Bu açıdan inanç ile bilgi, akıl ile vahiy, din ile felsefe arasında bir köprü vazifesi gördükleri söylenebilir.

Filozof Tabirinin Temelinde Ne Var?

Kelâmın sunduğu ilmi altyapıya istinaden, Hasan Aydın’ın çalışmalarının felsefî bir içerik arz etmesi anlaşılır olacaktır. Hatta daha cesur davranarak Orta Çağ’ın aziz filozofları olarak anılan isimlerinden daha özgür bir düşünce sistemine bağlı olduğunu söylemek güç olmayacaktır.

Sık sık doğuda dini bir içeriğe bağlı olarak felsefe yapanları filozof olarak adlandırmama gafletine düşeriz. Din, işin içine girince felsefe özgürlüğünü yitiriyormuş gibi gelir bazılarımıza. Belki de Platon’u, Aziz Anselmus’u, Levinas’ı yakından tanımadığımız içindir bu yorumlar.

Filozof, tabirini kullanırken çekinmemizin başka nedenleri de vardır muhakkak. Belki Türkçe felsefe yapan isimleri yeterince sistemli bulmuyor kimimiz. Belki de “birilerinin” onaylamasını bekliyoruz. Ancak felsefi terminolojiyi kullanırken daha cesur olmamız gerektiği de başka bir tartışma konusudur.

Şimdi bir cesaret örneği göstererek filozofumuz olarak sahiplenebileceğimiz isimlerden biri olan Hasan Aydın’ın eserlerine göz atalım.

Eserleriyle Prof. Dr. Hasan Aydın
Hasan Aydın’ın kozmolojiden ontolojiye, epistemolojiden din felsefesine kadar geniş bir alanda çalışmaları bulunuyor.

Eserleriyle Prof. Dr. Hasan Aydın

Hasan Aydın’ın elliye yakın makale ve bildiri formatındaki çalışmalarının her birinden bahsetmek boyumuzu aşıyor. Çalışmalarının temasının kozmolojiden ontolojiye, epistemolojiden din felsefesine pek çok alanda gezindiğini en başından belirtelim.

Hasan Aydın’ın editör ya da yazar olarak imza attığı on iki adet felsefe kitabı bulunmakta. İlgilenenler için bu kitapların bir listesini veriyoruz.

  1. Felsefi Temelleri Işığında Yapılandırmacılık
  2. Ortaçağda Sözde Aristotelesçi Yapıtlar ve ‘Salt İyi’ ya da ‘Nedenler Kitabı’
  3. Ortaçağ İslam Kültüründe Felsefe: Akımlar, Filozoflar ve Temel Sorunlar
  4. İslam Kültüründe Felsefenin Krizi ve Aydınlanma Sorunu
  5. (Editör) Yeni Zamanlar Felsefesi
  6. Felsefi Antropolojinin Işığında Hz. Muhammed ve Kuran
  7. Mitos’tan Logos’a Eski Yunan Felsefesinde Aşk
  8. Gazzâlî, Felsefesi ve İslam Modernizmine Etkileri
  9. Eski Yunan’da İslam’ın Klasik Çağına: Neden Kavramı ve Nedensellik Sorunu
  10. Postmodern Çağda İslam ve Bilim
  11. İslam Düşünce Geleneğinde Bilgi Kuramı: Eleştirel Bir Yaklaşım
  12. İslam Düşünce Geleneğinde Din-Felsefe ve Bilim

Minerva’nın Baykuşu

Felsefe’nin en orijinal isimlerinden biri olan Alman filozof Hegel, felsefeyle alakalı “Minerva’nın baykuşu alacakaranlıkta uçar.” yorumunu uygun görmüş. Efsaneye göre bilgeliğin sembolü tanrıça Minerva’nın bir baykuşu varmış. Bu baykuş yalnızca alacakaranlıkta süzülürmüş göklerde.

Minerva’yı Yunan mitolojisinden tanıyoruz aslında. Ona Athena’nın Roma’daki görünümü diyebiliriz. İşte bu bizim bilge Minerva’nın yanından ayırmadığı baykuşu da bilgedir. Bu sebeple felsefenin sembolü olagelmiştir baykuşlar.

Hegel’in bu efsaneye atıf yapmasının nedeni, felsefenin olaylar tamamladıktan sonra söze girme karakteridir. Felsefe, meseleler olup bittikten sonra konuşur. Çünkü bir konuyu bütünüyle ala almak bunu gerektirir. Belki bu sebepten olsa gerek, din ile modernin ya da din ile postmodernin irtibatı yeterince konuşulan bir konu değil. Ancak görünüşe göre filozof Hasan Aydın’ın baykuşu kendine bu alanda uçacak bir alacakaranlık bulmuş. Minerva’nın baykuşuna uçacağı daha fazla alacakaranlık diliyoruz.

Felsefeye meraklı biriyseniz sizin için güzel bir öneri yazımız var: Felsefeye Yeni Başlayanlar için Tavsiyeler: Ufuk Açıcı 5 Kitap

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu