Sinema

Krzysztof Kieslowski Filmleri ve Polonya Sinema Kültürü

Krzysztof Kieslowski, 1941 doğumlu Polonyalı yönetmen. Sahip olduğu dramatik sinema dili sayesinde birçok sevilen filme imza atmıştır. Kieslowski, Avrupa’nın en iyi sinema, televizyon ve tiyatro okulları arasında gösterilen Lodz film okulundan mezun olmuştur. Bu okula girmeyi de ancak üçüncü kez katıldığı sınavda başarabilmiştir. Lodz film okulunun diğer önemli yönetmenleri: Roman Polanski, Andzej Munk ve Andrzej Wajda‘dır. Krzysztof Kieslowski filmleri içerisinde, Lodz film okulundaki diğer yönetmenlerle paralellik barındıran çekim yöntemleri, senaryo ve kurgu planları görebilmek mümkündür.

Yönetmenin adı ile anılan serisi Üç Renk üçlemesidir. Bu filmde Fransa bayrağının renklerini temsil eden mavi, beyaz ve kırmızı kullanılmıştır. Ancak daha önce Polonya devlet televizyonu için çektiği Dekalog serisinde yer alan “Cinayet Üzerine Kısa Bir Film”, hayranları tarafından gizli olan dördüncü renk olarak adlandırılır. Kieslowski bu film içerisinde baştan sona yeşil tonlarını kullanmış ve Varşova’nın karanlık tarafını yansıtmayı amaçlamıştır.

Krzysztof Kieslowski Filmleri ve Gördüğü Değer

Ülkemiz sinemasında kabul edilen Amerikan akımının aksine, şairane bir anlatım tarzıyla hazırladığı yapımlar, yayınlandığı dönem içerisinde Avrupa’da oldukça dikkat çekti. Kariyerine yüze yakın uluslararası ödül sığdıran yönetmen, kendine has sinema diliyle izleyen her kitleden kişiye ulaşmayı başarmıştır. 54 yaşında hayatını kaybedene kadar yönettiği 42 yapım ile IMDB ve Rottan Tomatos gibi eleştiri sitelerinde izleyenlerden tam puan almayı başarmıştır. Fakat Kieslowski, günümüzün modern sinema anlayışı içerisinde yer bulamamıştır.

Krzstof Kieslowski filmlerinin tamamına, yönetmenin IMDB sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Küreselleşen Sinema Akımı ve Türkiye

dekalog
Dekalog serisi, Krzysztof Kieslowski’nin en beğenilen yapımlarından birisidir.

Küreselleşen sinema akımları, 80’ler ve 90’lar da Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği sinemasına karşı çok gaddar olmuştur. Türkiye ne kadar doğu bloğu ülkelerinden biri olarak anılsa da, Sovyet tehditine karşı Amerika’nın yanında olmayı tercih etmiştir. Bu da tek taraflı kültürel bir entegrasyon yaşanmasına sebep olmuştur. Yanıbaşımızda olan Doğu Avrupa ve Sovyet sinemalarına kıyasla, gişelerde Amerikan filmlerine yer verilmiştir. Süreç içerisinde yaşanan agnotoloji politikaları ve sağcı siyasi görüşlerin de bunda etkisi büyüktür.

Amerikan sinema ekolünün güçlü temsilcilerinden 1942 doğumlu Martin Scorsese ile kıyasladığımızda bu durumu daha net anlamamız mümkün olacaktır. Scorsese geçen yıl Netflix için yayınlanan The Irishman ile birlikte 65. kez yönetmen koltuğuna oturarak aktif sinema hayatını sürdürmeye devam etmektedir.

Günümüzde Krzysztof Kieslowski Ne Kadar Biliniyor?

Krótki film o zabijaniu
Krzysztof Kieslowski, Krótki film o zabijaniu (Öldürme Üzerine Bir Film) ile cinayeti baştan sona irdeliyor.

Günümüze geldiğimizde ise Türkiye’de oluşturulmuş en büyük sosyal medya platformu Ekşi Sözlük içerisinde Mayıs 2020 itibariyle Krzysztof Kieslowski hakkında 2000 içerik girilmiştir. Amerikan sinemasının dünyaca ünlü yönetmenlerinden Stanley Kubrick hakkında 5400 içerik, Martin Scorsese hakkında ise 3500 içerik girilmiştir. Google sonuçlarında ise; Stanley Kubrick hakkında 24 milyon, Martin Scorsese hakkında 20 milyon sonuç çıkarken, Krzysztof Kieslowski hakkında ise 1.5 milyon sonuç çıkmaktadır. IMDB Top 250 içerisinde yer alan filmlerin çoğunun Amerikan yapımı olduğunu da eklemekte fayda olacaktır. Ne kadar kıyaslama yaparsak yapalım Kieslowski filmleri de diğer başarılı yönetmenlerin filmlerinde olduğu gibi kendine has imzasını barındırmaktadır.

Sonucunda kıyasladığımız yönetmenlerin hedef kitlesi ve sinema amaçlarının farklı olduğunu belirtmekte fayda olacaktır. Sizlere Krzysztof Kieslowski sözleri ile veda etmek istiyorum:

“Sinema hiçbir şeyi değiştiremez; ama insanların birçok şeyi anlamalarını sağlar. Dünyayı değiştirecek olan şey filmler değil, o filmleri izleyen insanlardır.” 

 

Karantina günlerinde hiç olmadığı kadar sinema ile içli dışlı olduk. Sinema kültürünü geliştirmek yalnızca film izlemekle sınırlı değildir. Filmi izledikten sonra eleştirilerini okumak sizi sinema okuma konusunda oldukça geliştirecektir. En taze Netflix dizilerinden olan The Midnight Gospel‘in incelemesine göz atabilirsiniz.

Anıl Kölmük

Pragmatist, sosyolog. Dijital üretir, dışavurur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu