Sinema

Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmler

Sinema, ilk ortaya çıktığı 20. yüzyılın sonundan bugüne birçok insan için adeta bir tutku. Birçok sanat kuramcısı tarafından yedinci sanat olarak kabul edilen sinema insanlara çok farklı alanlarda deneyimler sunabiliyor.

Bazen eğlenceyi bazen hüznü bazen de stresi filmler üzerinden deneyimleyebiliyoruz. Birçok duyguyu aynı anda deneyimleyebildiğimiz sanat dalı sinemanın kuşkusuz muazzam örnekleri de mevcut. Her şeyde olduğu gibi sinema sektöründe de çoğu zaman “para kaygısı güdülerek” yapılan ana akım ve sıkıcı işlere maruz kalsak da sinema, bize halen müthiş bir alan sunmakta. Şimdi sizlere mutlaka izlenmesi gereken filmler listesini sunuyoruz. Bunlar, en derinlikli ve kült sayılan ve sinemayı bir sanat olarak hakkınca kullanmayı başarabilmiş filmlerden sadece birkaçı…

Blade Runner (1982)

Blade Runner (1982)

1982 yapımı Blade Runner’ın yeri, şüphesiz ki bilimkurgu klasikleri arasında değişmez. Ridley Scott’ın yönetmenliğini, Harrison Ford’un başrolünü üstlendiği Blade Runner’ın konusu, kaçak replikantları yani yapay zekâ androidleri avlayan Deckard etrafında şekilleniyor. Replikantları avlayan görevlilere Blade Runner isminin verildiği bir çağda Deckard artık bu görevinden oldukça sıkılmıştır. Tam o esnada dünyaya 5 tane replikantın kaçak olarak geldiğini öğrenir. Onlarla yaşadığı tüm bu kovalamaca hem kendi var oluşunu sorgulamasına yol açacak hem de onu gizemli bir gerçeğe doğru yönlendirecektir.

Three Colors Triology (1995-1994)

Three Colors Triology (1995-1994)

Three Colors Triology ya da Türkçe ismiyle Üç Renk Üçlemesi, 1995 ve 1994 yılları arasında Fransa’da Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski tarafından yönetilen 3 filmi kapsamaktadır. Serinin üç filmi, Üç Renk: Kırmızı, Üç Renk: Mavi ve Üç Renk: Beyaz Fransa bayrağında yer alan 3 rengi sembolize etmektedirler. Anlamları “liberte, egalite, frangelite” yani “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” olan bu renklere Kieslowski alternatif bir gözle, bir Polonyalı göçmen gözüyle bakmaktadır. ArtHouse sinemanın tüm zamanlardaki en eşsiz örneklerinden biri olan Üç Renk Üçlemesi size aynı anda birçok farklı duyguyu hissettirecek, sanatı iliklerinize kadar deneyimlemenizi sağlayacaktır.

Kill Bill I, II (2002-2004)

Kill Bill I, II (2002-2004)

Amerikalı kült yönetmen Quentin Tarantino’nun Uzak Doğu Savaş Sanatları’nı Amerikalı genç bir kadının etrafında şekillenen olaylar silsilesiyle göstermesine şahit oluyoruz. Büyük bir Uzak Doğu sineması hayranı olduğunu bildiğimiz Quentin Tarantino, The Bride adlı genç bir kadının düğün günü karnında bebeğiyle vurulmasıyla başlayan hikâyeyi 2 parçada bizlerle buluşturuyor. 4 yıl komada kalan genç suikastçı The Bride, yani Gelin, uyandığında tüm bu felaketleri başına getirenlerden intikam almaya kararlıdır.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

Bayağı aşk filmlerine adeta bir hiciv. Clementine ve Joel’in karşılaşmalarından sonra yaşadıkları aşka ve birbirlerine hissettikleri her türlü duyguya şahitlik ederiz. Bir gün Joel’in evine gizemli bir mektup gelir. Mektupta, bir firma Joel’e bilgilendirme yapmaktadır. Bu bilgilendirme, Clementine’ın Joel’i hafızasından sildirdiği yönündedir. Firma, Joel’den Clementine’ın karşısına her şey aynıymış gibi çıkmamasını salık veriyordur. Buna çok sinirlenen Joel, aynı firmaya bir başvuruda bulunur ve Clementine’ı hafızasından sildirmek ister. Fakat bu süreç sandığından çok daha zor olacaktır. Yönetmenliğini Michel Gondry’nin üstlendiği film modern klasikler arasında çoktan yerini almış durumda.

Persona (1966)

Persona (1966)

İşte ArtHouse sinemanın göz bebeği! Norveçli dahi yönetmen Ingmar Bergman’ın ilk dönem sinema örneklerinden biri olan Persona, birçok ünlü yönetmenin ve sanat eleştirmeninin başucu filmi. Carl Gustav Jung’un Persona, yani “maske” kavramına başka bir açıdan bakan yönetmen bizi aklın sınırlarında dolaştırıyor. Genç bir aktris olan Elizabeth Vogler’in sahnede oyun sergilerken birden susmasını ve sonrasında kendine tahsis edilen hemşire ile kimlik karmaşası yaşamasını konu edinen film, sınırlarını zorlayacak.

Kynodontas (2008)

Kynodontas (2008)

Kynodontas ya da Türkçe ismiyle Köpek Dişi, Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un festivallerden beğeniyle dönen ve şimdiden kült olmayı başarabilmiş filmi. Bir anne babanın 3 çocuklarına dışardan izole bir yaşam sundukları ve bahçe duvarının dışına sadece “köpek dişleri düştüğünde” çıkabileceklerini söyledikleri filmde tüm dünyaya dair algınız yerle bir olabilir. Her unsurun ince bir şekilde düşünülüp dahil edildiği filmde, çocuklarla empati yapıp gerilimi iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Belki de empati yapmanıza gerek yoktur. Yaşadığımız dünya, bize “ebeveynlerimiz” tarafından sunulan 4 duvardan başka bir şey değildir.

Kynodontas filmini izledikten sonra mutlaka Kynodontas İncelemesi: Hastalıklı Bir Lanthimos Filmi yazımıza göz atın.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu