BilimNe, Ne Değildir?

Nükleer Silahlar ve Atom Bombası Etkisi

Nükleer silahlar ya da bilinen adı ile atom bombaları; nükleer reaksiyon ve nükleer füzyonun bir arada kullanılmasının sonucunda çok daha etkili bir şekilde füzyon elde ederek, yok etme gücü yükseltilmiş bir silahtır. Tarihte bilinen ve yer alan diğer silahların aksine, çok daha yüksek oranda zarar yaratabilir. Nükleer silahlar ve atom bombası etkisi, tahmin edilemeyecek boyutlara ulaşabilir. Kullanılmasının ardından bir şehir ya da ülke de var olan bütün canlı ve cansız cisimleri yok edebilir.

Nükleer silahlar ve atom bombasının etkisini irdeleyeceğimiz bu yazımızda; önce nükleer silahlanmanın tarihsel sürecini ele alacağız, sonra da bu silahların en çok etkilediği Hiroşima’ya dair bir değerlendirme yapacağız.

Atom Bombasının İlk Kullanım Alanı: Hiroşima

Hiroşima
Hiroşima 1945

İlk atom bombası, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunu getirmek adına Albert Einstein’in başta olduğu bir araştırma grubu tarafından hazırlandı. 6 Ağustos 1945 sabahı, Küçük Çocuk ya da İngilizce adı ile Little boy isimli Uranyum bazlı atom bombası, Japonya’nın Hiroşima kentine atıldı. Japonya atom bombasının yaralarını daha kapatamadan ise Şişman Adam ya da İngilizce adı ile Fat Man isimli plütonyum bazlı silah da Nagazaki şehrine atıldı. Silah kullanıldığı anda 132.000 insanın ölmesine neden oldu. Şehir içerisinde ise tam anlamıyla bir kıyamet ortamı oluştu. Bunun yanında silahın kullanımın ardından, çok daha kötü olaylar ortaya çıkmaya başladı.

Adım Adım Nükleer Silahlanma

Nükleer silahlanma, savaşa doyamayan güç erklerinin ikinci dünya savaşından sonra soğuk savaşı başlatmasına imkân veren bir yarışa dönüştü. Bu yarış her döneminde başka bir trajediye yol açtı. Sözde modernleşen dünya garip bir şekilde nükleer silahlanmayla en ilkel insan davranışlarından bile korkunç bir hal aldı.

Nükleer silahlanmayla birlikte yarışa katılan ve sınırları içerisinde nükleer silah bulundurduğu bilinen ülkeleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

  • Amerika Birleşik Devletleri
  • Rusya
  • İngiltere
  • Fransa
  • Çin
  • Hindistan
  • Kuzey Kore
  • Pakistan
  • İsrail
  • Almanya
  • Türkiye
  • İtalya
  • Belçika
  • Hollanda

Bu ülkelerden bazıları kendi yaptığı projelerle nükleer silahları bünyesinde bulundururken bazıları Nato ortaklığıyla bulundurmaktadır. İsrail ise ülkesinde nükleer silah bulundurduğu bilgisini sakladığı bilinen bir ülkedir. Nükleer silahlanma sürecini birkaç dönem özelinde inceleyeceğiz. Bu inceleme sonucunda, Nükleer silahlar ve atom bombasının etkisi hakkında daha fazla bilgiye sahip olacağız.

Nükleer Silahların Atası Naziler

Naziler
Nükleer silah çalışmalarının fitilini ilk olarak Naziler’in ateşlediği düşünülmektedir.

Bugün hala insanların lanetlediği Nazi Almanya’sının ürettiği bir politika, bütün dünya ülkelerinin hala benimsediği ve üretmek için yarış halinde olduğu bir proje olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde birçok ülkenin elinin altında bulunan ve paranoyak düşüncelerle korunmak zorunda kalınan Nükleer silahların fitili, ilk olarak Nazi Almanya’sında ateşlenmiştir. Atomun parçalanması 1938 yılında Alman fizikçiler Lise Meither ve Otto Frisch tarafından başarıyla sonuçlanınca atom bombası tehlikesi, dünyanın gündemine girmeye başladı.

1939 yılında Albert Einstein, dönemin ABD Başkanı olan Franklin D. Roosevelt’i bir mektup aracılığıyla atom bombası üzerine çalışan Nazi Almanya’sına karşı hazırlıklı olmaları konusunda bilgilendirdi. Bunun üzerine bir komisyon kuruldu ve atom bombasının etkileri üzerine araştırmalara başlandı.

1942 yılında Amerika Birleşik Devletleri tarafından tasarlanan Manhattan projesiyle Nazi Almanya’sının nükleer çalışmalarına karşılık olarak nükleer silah üretimine başlandı. İlk atom bombası denemesi, 1945 yılında Meksika çöllerinde denendi.

Hiroşima

Amerika Birleşik Devletleri, daha yeni denemesini yaptığı atom bombasını, bir savaş silahı olarak Hiroşima üzerinde kullandı. 6 Ağustos 1945 yılında atılan bu uranyum bombasıın ardından hemen üç gün sonra da Nagasaki’ye Plütonyum bombası atıldı. Bu bombaların etkisi dünya üzerinde büyük bir yankıya sebep olsa da nükleer yarışı daha yeni başlıyordu ve devletler, azılı birer canavar gibi hırsla yarışa devam ediyordu.

Avrupa Kıtası Yarıştan Geri Durmadı

Rusya 1947 yılında bir atom bombası olduğu bilgisini ilan etti ve 1949 yılında Kazakistan’da ilk olarak deneme patlaması gerçekleştirdi. Daha sonra da İngiltere bu yarışa 1952 yılında katıldı ve ilk nükleer denemesini yaptı.

Fisyon Bombalarından Sonra Füzyon Yarışı Başladı

1952 yılında Amerika Birleşik Devletlerinin başlattığı füzyon denemelerini 1953 yılında Rusya (SSCB) ve 1957 yılında da İngiltere yaptı. Bundan üç yıl sonra ise Fransa yarışa ilk denemesiyle girdi. Fransa, denemesini 1960 yılında Cezayir’de yaptı. Daha sonra Çin, dahil olduğu yarışta ilk denemesini 1964 yılında yaptı ve 1967 yılında da ikinci denemesi olan hidrojen bombasını patlattı.

Bombanın Yayılmasını Önlemek(!) “5 Büyükler Kulübü”

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması adını taşıyan bu süreçte bomba yapan ülkeler bomba yapmayı engellemeye karar vererek bir araya geldiler. Bu anlaşma 1968 yılında; İngiltere, Rusya ve ABD tarafından imzalandı ve 1970 yılında yürürlüğe girdi. Anlaşma 1995 yılında süresiz olarak yenilendi.

Bu anlaşmanın hemen ardından 1968 yılında Fransa da ikinci bomba olarak hidrojen bombasını denedi. Bu denemeden sonra, “5 büyükler kulübü” ortaya çıktı.

Biz de Varız Diyenler Kulübü

Biz de Varız Diyenler Kulübü
Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore de bu yarışa katıldı.

1998 yılında Hindistan ve Pakistan, daha sonra 2006 yılında Kuzey Kore yarışa büyük çabalar ve çok sayıda deneme neticesinde katılabildi. 2009 yılında Kuzey Kore ikinci denemesini yaptı.

İsrail’in atom bombası olduğu bilgisi ise özellikle 2006 yılında Başbakan Ehud Barak’ın imasına dayanıyor. Bu ima dışında İsrail nükleer silah bulundurduğunu yalanladı. Ancak çok sayıda nükleer başlık bulundurduğu düşünülüyor.

Dünyanın nükleer silahlanma süreci bu şekilde ilerledi. Şimdi ise bütün dünya insanları kızgın demir üzerinde zıplayan tavuklar gibi yaşamayı sürdürüyor. Peki dünyanın unuttuğu ve bir türlü ders alamadığı Hiroşima’da neler olmuştu? Yazımızın devamında nükleer silahların bugüne kadar yarattığı en büyük zarara değineceğiz. İşte nükleer silahlar ve atom bombasının etkisi tarihte böyle bir iz bıraktı.

Atom Bombası Sonrası Hiroşima

da atom bombası yapılmadan öncesinde, Amerikan hükümeti Japonya hakkında bir sosyolojik araştırma yürüttüğü bilinmektedir. Bu araştırma sayesinde kişilerin en çok dışarıda oldukları saati ortaya çıkartarak sabah saat 08.05 civarında saldırı için hesap yapmışlardır. Bomba Hiroşima’ya atıldıktan sonra 132.000 insan hayatını kaybetmiştir, ancak asıl problem kalıntı etkileri ile ortaya çıkmıştır. Radyoaktif serpinti, rüzgar ile birlikte bütün bir bölgeye maalesef radyoaktif akıntıyı yaymış ve bölge de yaşayan ve saldırıdan kurtulmayı başaran kişilere, toprağa ve her türlü cisme bulaşmıştır. Bu yaşanan facianın etkileri halen daha hissedilmektedir. Yakın döneme kadar bölge halkının çocukları engelli doğmuş, ekinlerinde gariplikler meydana gelmiştir.

Dünyada Kaç Tane Atom Bombası ya da Nükleer Başlık Bulunmaktadır?

Amerikan Bilim Adamları Federasyonu tarafından 2012 yılında yapılan araştırma, dünyada 4300 adet kullanıma hazır şekilde nükleer bomba olduğunu gösteriyor. Ek olarak 17.000’den daha fazla da nükleer başlık bulunmaktadır.

Nükleer santraller hakkında bilgi almak için Nükleer Santrallerin Çalışma Prensipleri ve Zararları yazımızı inceleyebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu