Sinema

Spirited Away (Ruhların Kaçışı) İncelemesi

Spirited Away (Ruhların Kaçışı) incelemesi, bu zamana kadar en çok keyif aldığım inceleme içeriklerimden birisi oldu. Miyazaki'nin yaptığı bu şaheser, anime ve animasyon kültürünü baştan sona değiştirmeyi başardı.

Spirited Away (Ruhların Kaçışı), 2001 yılında yayınlanmış Hayao Miyazaki tarafından yazılıp yönetilmiş bir Japon animasyon filmidir. 2003 yılında “Uzun Metrajlı En İyi Animasyon Filmi” ödülüne laik görülerek ilk Oscar kazanmış anime olmuştur. Aynı zamanda, 30.8 milyar yen kazancıyla Japonya’da en çok gişe yapmış filmidir. Yine de çoğu izleyici için Spirited Away, bu sayılardan çok daha fazlası. Filmin arkasındaki başarı aslında; farklılaşan katmanları, gerçekçi incelemeleri ve haklı eleştirilerinde saklı. Hatta, tam da bu nedenlerden dolayı yirmi sene sonrasında bile hala klasikliğini korumakta. Bu yazımızda, Spirited Away (Ruhların Kaçışı) incelemesi yaparak filmin katmanlarını ve sembollerini sizlerle paylaşacağız.

Miyazaki’nin kaleminden çıkmış bu saklı dünya, toplumun kapitalizm kaynaklı çalışma kültürüne olan obsesyonunu yansıtan bir alegori. Filmin çıkış noktası, Japonya’nın kültürünü ve ruhunu kapitalizme kaybetmesi ve “kayıp on yıl” olarak da bilinen ekonomik çöküşünün etkileri olsa dahi son yıllarda içinde bulunduğumuz her şeye sahip olma hırsının da bir yansıması. Özellikle yabancı kaynaklarda “hustle culture” olarak bilinen sosyal yapı, diğer bir değişle çok çalışmanın kültürel olarak empoze edilmesi, filmde ilmek ilmek işleniyor. Sonunda ise yemeden içmeden çalışmanın aslında nasıl bir tuzak olduğunu kanıtlanıyor. Bu tez ise baş karakterimiz Chihiro aracılığıyla sunuluyor. Chihiro’nun mutluluğu ve özgürlüğü parayla alınabilecek bir şey değil. O daha çok ruhani, kırılgan bir yerden hayata yaklaşıyor. Tabii ki Chihiro bu şekilde bir yaklaşımda olmasının nedeni ise onun kendine has hikayesinde saklı.

Sprited Away Film Özeti

Chihiro, on yaşlarında küçük bir kız çocuğu. Ailesi ile yeni taşındıkları evlerine varmaya çalışırken kendilerine yabancı bu kasabada terk edilmiş bir yapı buluyorlar. Hatta bu öylesine bir yapı ki kendi içinde küçük bir köy olduğunu dahi söyleyebiliriz. Burayı keşfetmek konusunda ısrarcı olan annesi ve babasına engel olamayan Chihiro sonunda hiç beklemediği sürprizler ile karşılaşıyor. Aslında yeni bir dünyanın kapılarını aralayan aile, beklenmedik bir hayata adım atıyor. Kızlarını dinlemeyen ebeveynler açgözlülükleri yüzünden cezalandırılırken Chihiro ise onları kurtarmak için ruhların temizlenmeye geldikleri bir hamamda çalışmaya başlar. Babası ve annesini tutsak tutan Yubaba’nın hamamında çalışan baş karakterimiz hem ailesini hem de kendisini kurtarmak için film boyunca hem bulunduğu sistemle savaşır.

Sprited Away ve Gizli Sembolleri

Ruhların kaçısı
Spirited Away (Ruhların Kaçışı) incelemesi

Miyazaki, hayatındaki ve ülkesindeki farklı elementleri filme katmanlar şeklinde yerleştirmiş. Doğanın sömürülmesi, Japonya’daki seks işçiliği, Shinto dini, kapitalizm ile ortaya çıkan çocuk işçi ve çalışma kültürü ve daha birçok önemli nokta film boyunca karşımıza çıkıyor. Bu noktaların hepsi filmin küçük detaylarında gizli.

Kimliklerin Yok Oluşu

Spirited Away
Ruhları kaçısı filminin içerisinde bilhassa kapitalist öğelere sıklıkla rastlanmaktadır.

Kapitalizm ile kişilerin kimliklerini ve kültürlerini kaybetmeleri film boyunca birçok yerde karşımıza çıkıyor. Bunlardan en önemlisi ve ilkini Chihiro’nun anne ve babasının açgözlü davrandıkları için domuza dönüşmelerinden görüyoruz. Eylemlerinin sonucunda kimliklerini kaybederek tamamen yemek ve uyumak için yaşayan hayvanlara dönüşüyorlar.

Sonrasında ise diğer bir sembolü Yubaba’ın yaptırımlarında gizlendiğini görüyoruz. Yubaba, Chihiro’nın ismini alarak onu kontrol edebiliyor. Bu yüzden kendi ismi yerine ona “Sen” olarak hitap edilmesini uygun görüyor. Buradaki en önemli sembollerden biri Chihiro ismi Çince alfabesine uygun olarak yazıldığında, isminin son hecesi “araştırmak veya peşine koşmak” anlamına geliyor. Yubaba bunu olarak “1000” anlamına gelen Sen ismini veriyor. Chihiro kişiliğini kaybederek sadece bir sayı haline geliyor.

Kimliklerin yok oluşunu incelediğimiz sırada, No Face karakterini incelememiz imkansızdı. Nereden geldiği de nereye gittiği de belli olmayan bu karakter, aslında kapitalist sistemdeki bireylerin bir yansıması. Sessiz, sakin ve silik bir ruh olarak gördüğümüz ruh, açgözlü ve hırslı bir canlıyı yuttuktan sonra onun sesiyle kendisini ifade edip onun hırslarının yansımasıyla arzuluyor. Sonunda ise bedeninden bütün o yaratıkları çıkartıp hamamı terk ettiğinde özüne dönüyor. Nitekim, yediği her bir canlıyı hazmetmemiş olması bile durum hakkında birçok şeyi açıklıyor. Hamam, film boyunca kapitalist sistemi temsil ediyor. Bu sistemin içine giren No Face, uyum sağlamaya çalışırken kimliğini kaybediyor. Saldırganlaşıyor, parayla herkesi satın alamaya çalışan bir ego yığınına dönüşüyor çünkü gözünü para bürümüş canlılarla besleniyor. No Face, sonrasında Zeniba ile tanışıp onunla yaşamaya başlığında eski bir köy yaşamına adapte olarak kendini buluyor ve mutlu oluyor.

Ying ve Yang: Kötü ve İyinin İnce Çizgisi

Spirited Away’de Ying ve Yang, Yubaba ve Zaniba. İkiz kardeşler fiziksel olarak birbirlerinin tıpa tıp aynısıyken karakter olarak birbirlerinden bir o kadar farklılar. Yubaba, kötülüğü ve açgözlülüğü temsil ederken; Zaniba kardeşine göre iyiliğin ve merhametin önemini gözler önüne seriyor. Bu ikilinin dinamiği film boyunca bize iyi ve kötünün arasındaki çizgiyi belirginleştiriyor.

Aile İlişkileri: Anne Çocuk Dinamiği

Spirited Away (Ruhların Kaçışı) incelemesi
Spirited Away (Ruhların Kaçışı) incelemesi içerisinde, Yubaba karakterinin niteliğine de yer verdik.

Kapitalist sistemin içerisinde insanların rolleri kesindir. Kişiler ne yapmalarını, nereye gitmelerini, kiminle ilgilenmeleri gerektiğini çok iyi bilir. Kişiler bu sitemin içinde farklı roller giyer ve bunları kişilikleri haline getirir. Hatta birçoğu herhangi bir yanlışlık veya hata yaptığında rollerinden birine öne sürebilir. Rolünün getirisini gerçekleştirdiğin sürece doğrunun veya yanlışın hiçbir önemi kalmaz. Peki, bu rolün samimiyetine ne kadar inanabiliriz?

Yubaba’nın oğlu Boh ile ilişkisi de sistemin getirdiği roller üstüne kurulmuş yapay bir dinamik. Yubaba, bebeği fareye dönüştüğünde onu tanımıyor hatta aşağılıyor bile. Yubaba’nın çocuğuna olan sevgisini inkâr edemeyiz ama belki de anneliğindeki motivasyonları sorgulayabiliriz. Boh’u olduğu kişi için mi seviyor, yoksa onun çocuğu olduğu için mi?

Günümüz dünyasında da aslında durum böyle. Anneler çocuklarını, bireyler olarak değil de birer eşya olarak sahipleniyor. Sevgi gösterileri, aslında çarpık bir tüketim kültüründen besleniyor. Yabuba’nın Boh’a yaptığı gibi onlar da çocuklarını yüksek güvenlikli bir yerde, dünyadan saklıyor.

Haku’nun Zehri

Spirited away
Haku, Ruhların Kaçışı filminde olay örgüsünde önemli bir yere sahip. 

Haku, filmin bir diğer önemli karakteri. Sistem içerisinde adı alınmış ve Yubaba’nın sağ kolu olarak çalışırken Chihiro’ya yardım eli uzatıyor. Başından beri Chihiro ile arasındaki özel bağı farkında olan Haku, gerçekten kim olduğunu ve o bağı nasıl kurduğunu Chihiro sayesinde hatırlıyor. İsmini hatırladıktan sonra sistemden kendini özgürleştiriyor. Peki, Haku neden film boyunca farklı tutumlar sergiliyor?

Haku yaralandıktan sonra, Chihiro onu iyileştirmek için nehir ruhunun verdiği bitkisel keklerden birini ona yediriyor. Böylece Haku’nun içinde saklanmış olan zehir çıkıyor ve Chihiro zehri eziyor. Haku’nun zehri aslında Yubaba tarafından yerleştirilmiş olup bir yerden sonra onun sonunu getiriyor. Kötü davranışlarının nedeni olan ve kişiliğinin değişmesine sebep olan bu zehir aslında hırsın bir örneklendirilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Sistemin içinde iyi bir yere gelmek ve her şeyi öğrenmek hırsı, bir yerden sonra insanları tüketiyor. Son zamanlarda da yaygınlaşan tükenmişlik sendromu, bunun sadece bir örneği.

Sonuç

Spirited Away, yirmi yıl da geçse hala kapitalist sistemin kusurlarını en iyi şekilde gözler önüne seren filmlerden biri. Film; tüketim ve çalışma kültürünün baştan çıkarıcı cazibesinde takılı kalmış, istese de olduğu yeri terk edemeyen, kimliklerini patronlarına teslim ederek köle haline gelmiş bizlerin detaylı bir portresi de aslında. Unuttuğumuz ve kaybettiğimiz değerleri bize en güzel şekilde hatırlatan bu yapım, Miyazaki’nin en iyi işi.

Anime serileri ilginizi çekiyorsa, güncel bir dizi tam da size göre: The Witcher Nightmare of the Wolf

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu