Ne, Ne Değildir?

AİHM Nedir? AİHM’ye Kimler Başvurabilir?

Birçok ülkenin tanıdığı ve vatandaşların hakkını savunmak için başvurduğu mahkeme olan AİHM ile ilgili “AİHM Nedir? AİHM’ye Kimler Başvurabilir?” sorularının yanıtlarını bu yazımızda bularak süreç hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz.

AİHM, yani Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yıllardır televizyonda, internette, haberlerde gördüğümüz, hakkında az da olsa bilgi sahibi olduğumuz yargı merciidir. Fakat bu mahkemeyle ilgili bir süreç yaşadığımız takdirde neler yapmamız gerektiği hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak süreci oldukça kolaylaştıracaktır. Peki AİHM nedir? Bu mahkeme nasıl bir süreç izler?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Nedir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1959 yılında kurulmuş ve Avrupa Konseyi’ne bağlı uluslararası bir mahkemedir. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altında olan temel hakların çiğnenmesi durumlarında toplumdaki birçok kesimin başvurabileceği bir yargı merciidir. Fakat bu başvurular belirli usul ve kurallar dahilinde gerçekleştirilmektedir. Mahkemenin yargı yetkisi 47 Avrupa Konseyi üyesi tarafından tanınmaktadır. Mahkeme, Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunmakta, yargı süreci burada gerçekleştirilmektedir.

AİHM’nin bağlı olduğu organ hakkında çeşitli kafa karışıklıkları oluşmaktadır. Avrupa Birliği’nin, Avrupa Konseyi’ne ait bayrağı kullanıyor olmasından dolayı bu karışıklık meydana gelmektedir. Fakat sanılanın aksine AİHM; Avrupa Birliği’nin değil, Avrupa Konseyi’nin organıdır. Avrupa Konseyi, hemen hemen tüm Avrupa devletlerini üye olarak barındıran ayrı bir uluslararası teşkilattır.

AİHM; genel kurul, komite, tek yargıç, daire ve 17 yargıçlı büyük daireden oluşan bölümlerin bulunduğu bir yargı merciidir. 9 yıllık bir görev süresi için seçilen hakimler, yalnızca bir dönem görev yapabilmektedir. Bununla birlikte hakimler, koşul ne olursa olsun 70 yaşında emekli olmaktadır.

AİHM’nin Yargı Süreci

AİHM’nin Yargı Süreci
AİHM’e başvuru yapacak kişi ya da kurumun öncelikle kendi ülkesinde her türlü iç hukuk yollarını tüketmiş olması gerekir.

AİHM’ye başvuracak kişi veya devletlerin öncelikle kendi ülkesinde her türlü iç hukuk yollarını tüketmesi gerekmektedir. İç hukukta hak aranması tamamlanıp da olumsuz karar alınmasından sonra 4 ay içinde kişi veya devletin mahkemeye başvuru yapması gerekmektedir. Bu başvuru süresi eskiden 6 ay iken internet üzerinden başvuru döneminin başlamasıyla birlikte 4 aya düşürülmüştür. Başvuru sırasında ve sonrasında izlenen süreç şu şekildedir:

  • Yazılı olarak yapılan başvuru konsey üyesi devletlerin birinin diliyle yapılabilir. Fakat mahkemenin yargı dili İngilizce veya Fransızcadır.
  • Mahkeme, yapılan başvuruların ön koşullara uygun olup olmadığını inceler. Eğer uygunsa esastan incelenmesine karar verilir. Ön koşullara uygun olmayan başvurular reddedilir. Bu kararı bozmak için herhangi bir karşı başvuru yolu yoktur.
  • Mahkeme sürecinde esas karar verilmeden önce “uzlaşma” yoluna gidilir. Uzlaşma sağlanırsa mahkeme buna uygun şekilde sonuçlanmış olur. Uzlaşma sağlanamazsa başvuru yeniden incelenir, tarafların yazılı görüşleri alınır.
  • Mahkeme gerekli görürse duruşma, tanık dinleme, soruşturma ve araştırma adımlarını gerçekleştirir.
  • Mahkemenin, sözleşmede kişiye tanınan hakkın devlet tarafından ihlal edildiği kararına varması durumunda şu karar gerçekleşir:

“Hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”

Yani devletin, mahkemeye başvuran kişiye tazminat ödemesine karar verilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Kimler Başvurabilir?

AİHM, neredeyse herkesin ulaşabileceği ve hakkının savunulmasını isteyebileceği bir yargı mercii olmuştur. Başvuru yapabilecek kişiler şöyle açıklanabilir:

  • Hükümet dışı kuruluşlar, kişi grupları,
  • Özel hukuk tüzel kişileri,
  • Hayatta olmayan kişinin mirasçısı veya yakın akrabası,
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni kabul eden devletler,
  • Ebeveynler, ulusal hukuk açısından yasal konumlara uygun olup, onlar tarafından temsil edilmesi şartıyla çocuklar,
  • Sözleşmede güvenceye alınan haklardan yararlanamama veya ihlali durumunda mağdur olan kişiler başvurabilir.

Bireysel başvuru yapan kişinin mahkeme sürecinde ölmesi durumunda mirasçılar, mirasçılık belgesini sunarak başvurunun geçerliliğini koruyabilir. Ancak mahkemenin, şikâyetin “genel bir öneme” sahip olduğuna ve mirasçıların meşru çıkarlarının sürdüğüne ikna olması gerekir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu