Müzik

En İyi Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Gittikçe daha az dinlenen ülkemizin bu harika müzik türünün sanatçılarını da en iyi Türk sanat müziği sanatçıları başlığı altında listelemek istiyoruz. Ancak geniş tarihine bakarak kendisinin sadece sanatçılarından bahsedilmesi adil olmayacaktır. Bundan dolayı öncelikle kısaca Türk sanat müziği tarihinden de bahsedeceğiz. Daha sonra da listemizdeki sanatçıların hayatlarına kısaca değineceğiz.

Türk sanat müziği, günümüzde oldukça küçük ve sınırları belli bir kitleye hitap etse de geniş tarihi ve sanatçıları ile birçok insanın kabaca da olsa bildiği bir müzik türüdür. Tarihinin bu kadar geniş olması sebebiyle aslında ismi de günümüzde olduğu gibi Türk sanat müziği olarak anılmıyordu. Osmanlı döneminde musiki olarak adlandırılan bu tür, cumhuriyet döneminden sonra Türk adını almıştır. Bunun sebebi de batılı kaynakların Türk sanat müziğinin aslen Türklerin değil, Bizans ve İran kaynaklı olduğunu iddia etmesidir. Ancak hem ülkemizin hem de yabancı çevrelerde oldukça saygı gören müzikologların belgeleriyle birlikte bu iddia çürütülmüştür.

Türk Sanat Müziğinin Kısa Tarihi

 yüzyılda Farabi ile başlamış oluşum dönemi Türk müziğinin yazıya döküldüğü bir dönemdir. Dönüşüm dönemi bir nevi Rönesans devri gibi düşünülmektedir. Bu dönemde Türk müziğinin makamları ve ses perdeleri üzerinde teorik yenilikler yapılmıştır. Sonraki klasik dönemde ise Osmanlı’da doğu kültürünün etkisi müzikte de kendini göstermiş ve makam sayısının arttığı, formlar ve usuller bakımdan zengin bir klasik dönem yaşanmıştır. 1730 tarihinden, sanatçı İsmail Dede Efendi’nin ölümüne kadar geçen süre ise son klasik dönem olarak adlandırılıyor. Romantik dönem ise Tanzimat ile başlayıp İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar sürmüştür.
Türk sanat müziğinin tarihini 6 döneme ayırabiliriz.

Klasik Türk musikisi ya da bir diğer adıyla Türk sanat müziği, ülkemizde ait makamlı bir müzik türüdür. Hint müziği ve klasik Batı müziği ile birlikte dünyada gelenek oluşturma ve süreklilik bakımından mevcutları arasındaki en büyük üç klasik müzikten birisidir. Tarihsel açıdan 6 döneme ayrılabilecek kadar uzun bir tarihe sahiptir. Bu dönemler:

  • Oluşum dönemi,
  • Dönüşüm dönemi,
  • Klasik dönem,
  • Son klasik dönem,
  • Romantik dönem ve
  • Çağdaş dönem olarak adlandırılır.

10. yüzyılda Farabi ile başlamış oluşum dönemi Türk müziğinin yazıya döküldüğü bir dönemdir. Dönüşüm dönemi bir nevi Rönesans devri gibi düşünülmektedir. Bu dönemde Türk müziğinin makamları ve ses perdeleri üzerinde teorik yenilikler yapılmıştır. Sonraki klasik dönemde ise Osmanlı’da doğu kültürünün etkisi müzikte de kendini göstermiş ve makam sayısının arttığı, formlar ve usuller bakımdan zengin bir klasik dönem yaşanmıştır. 1730 tarihinden, sanatçı İsmail Dede Efendi’nin ölümüne kadar geçen süre ise son klasik dönem olarak adlandırılıyor. Romantik dönem ise Tanzimat ile başlayıp İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar sürmüştür.

Çağdaş dönem ise günümüzde daha çok aşina olduğumuz Türk sanat müziğini ifade etmektedir. Bundan önceki dönemler Türk müziğinin geleneği ve tarihini sergilerken, çağdaş dönemden itibaren Türk sanat müziği, batı müzik terminolojisinden adına aldığı sanat müziği ile beraber Cumhuriyet dönemindeki modern biçimini sergilemektedir.  Bu dönemde yaşamış ve Türk sanat müziğine katkıda bulunmuş birçok kişi vardır. Aşağıda bazılarını da listeleyeceğimiz bu kişilerin yanında daha yakın geçmişimizde de Türk sanat müziği alanında oldukça değerli sanatçılarımız bulunmaktadır. Çağdaş dönemden sonrasını baz alarak derlediğimiz en iyi Türk sanat müziği sanatçıları listemiz aşağıdaki gibidir.

Müzeyyen Senar

Müzeyyen Senar
Müzeyyen Senar

Cumhuriyet’in Divası olarak anılan Müzeyyen Senar, bugün Türk sanat müziği denildiğinde akla gelen ilk sanatçıdır. Genç yaşında önemli ustalardan dersler alarak müzik hayatına başlamış olan Müzeyyen Senar asıl ününe ilgiyle dinlenen İstanbul Radyosu’nda Kemal Niyazi Bey ile şarkı söylemeye başlayarak kavuşmuştur. Radyonun dinleyicileri arasında 10. Yıl Belvü Gazinosu’nun sahibi İbrahim Dervişzâde de bulunuyordu. Müzeyyen Senar’ı da bu yolla duymuş oldu ve böylece Senar’ın gazino hayatı başlamış oldu.

Senar’ın bu başarıları Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilgisini çekmiştir. Kendisi de büyük bir Türk sanat müziği hayranı olduğu için çeşitli yerlerde 5 kez Atatürk’ün huzurunda konser verdi. 1998’de Devlet Sanatçısı seçilmesine kadar geçen sürede birçok başarılı konser ve radyo programı aracılığıyla şarkılarını söylemeye devam etti. Son konseri ise 5 Eylül 2006 tarihinde Sarayburnu’ndaki Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleşti. Aynı sene geçirdiği felç sebebiyle sesini kaybeden sanatçı 2015 senesinde zatürreden ölene kadar kızı ve oğluyla birlikte yaşadı. Zincirlikuyu Mezarlığı’na gömülen Senar 96 yaşında gözlerini hayata yummuştur.

Zeki Müren

Zeki Müren
Zeki Müren

Sanat Güneşi’miz, Paşa’mız, Türk müziğinin en önemli isimlerinden olan Zeki Müren, Türk müziğinin unutulmaz insanlarından birisi daha olarak karşımıza çıkar. Müzik kariyerindeki başarıları yanında birçok başka alandaki hünerleriyle de hatırlanan Zeki Müren, müzik eğitimi hayatına genç yaşta başlamıştır. Daha henüz üniversite öğrencisiyken TRT’nin İstanbul Radyosu’nun açtığı solistlik sınavında birinci olarak adını duyurdu. 1951’in ilk günü verdiği ilk konseriyle de oldukça beğenilen sanatçı bugünden sonra plakları ile tüm Anadolu’da tanıtılmaya başlandı.  Bu noktadan sonra da uzun bir süre boyunca radyoda canlı programlar yaptı.

1991’de Devlet Sanatçısı unvanı alan Zeki Müren sadece Türk sanat müziği konusunda başarılı değildi. Okuduğu tasarım bölümünden dolayı sahne kıyafetlerini de kendi tasarlardı. Saz heyetini tek tip kıyafetle giydirmek ve T şekilli podyum kullanmak gibi birçok yenilik de getirmiştir. Türkiye’de Altın Plak Ödülü’nü kazanan ilk kişi de yine kendisidir. Şarkıcılığının yanında oyunculuk da yapmış ve oynadığı filmlerin şarkılarını da yine kendisi bestelemiştir. Zeki Müren’in doğum günü olan 6 Aralık günü bugün ülkemizde Türk Sanat Müziği Günü olarak kutlanmaktadır.

Emel Sayın

Emel Sayın
Emel Sayın

13 yaşında Arif Sami Toker’den almaya başladığı derslerle müzik hayatına erkenden başlayan Emel Sayın, Toker’in yetiştirdiği en başarılı sanatçılardan biri olarak kabul edilir. Erkin Koray ve Mine Mater gibi ünlü isimlerle aynı dönemde üniversitede Şan Bölümü okumuştur. Bu zamanlarda da yine oldukça başarılı isimlerden dersler alan Emel Sayın, Hürriyet Haber Ajansı’nın düzenlediği bir yarışmada birinci olarak “Ses Kraliçesi” seçildi. Henüz 17 yaşında Gençlik Parkı’ndaki bir gazinoda sahneye çıkmıştır. Sahnede olduğu kadar Ankara Radyosu’nun açtığı sınavı kazanarak radyoda da şarkılar seslendirmeye devam etmiştir.

Ankara Radyosu’ndaki başarısı onu İstanbul’a götürdü ve burada da gazinolarda sahne alarak ve İstanbul Radyo’sunda şarkılar söyleyerek kariyerini büyüttü. Çıkardığı albümlerin yanında filmlerde de oyunculuk yapan Sayın, bu filmlerden bazılarının müziklerini de yapmıştır. Son On Yılın En Sevilen On Şarkısı adıyla çıkardığı Türk sanat müziği şarkılarından oluşan albümü satış rekorları kırdı. 1998 yılında Devlet Sanatçısı unvanı alan Sayın aynı zamanda, 1984 yılında Türk Sanat Müziği Yılın Kadın Sanatçısı ve 2009 yılında En İyi Türk Sanat Müziği Kadın Solisti ödüllerini kazanmıştır.

Mustafa Sağyaşar

Mustafa Sağyaşar
Mustafa Sağyaşar

Mustafa Sağyaşar, günümüzde fazla bilinmese de Türk sanat müziği camiasında çok ünlü bir sanatçıdır. 25 Aralık 1932’de Adana’da doğan sanatçı, müziğe profesyonel anlamda 1951 yılında başlamıştır. Ankara Radyosu’nda çalışan Sağyaşar bugüne kadar birçok plak çıkarmasının yanında 400’ü aşkın parçayı da yorumlamış ve TRT repertuarına iki bestesini de sokmuştur. 1998 yılında Devlet Sanatçısı seçilen Mustafa Sağyaşar günümüzde de müzik hayatına devam etmektedir. İstanbul Tapu Kadastrolular TSM koro şefliği yanında Kız Kulesi TSM korosu için de şeflik yapmıştır. Halen Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde Türk Sanat Müziği Bölüm Başkanlığı yapmaktadır.

Münir Nurettin Selçuk

Münir Nurettin Selçuk
Münir Nurettin Selçuk

Münir Nurettin Selçuk, Türk sanat müziğinin başarılı ve oldukça da eski sanatçılarından birisidir. Türk sanat müziğinde çağdaş döneme geçiş sırasındaki çalışmaların bir parçası olması ile ünlü olmuştur. Ailesinin ısrarı ile ziraat eğitimi alsa da sonradan bırakarak müzik eğitimine başlamıştır. 1923 yılında askeri bandoda sonrasında da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda görev yapan sanatçı eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirme çabaları ile dikkatleri üzerine çekti. Türk müziği tarihinde ilk kez solist olarak konser veren sanatçı ilk solo konserini de Dormen Tiyatrosu’nda vererek büyük beğeni kazanmıştır. Konserlerinde frak giyen ve şarkılarını ayakta söyleyen Selçuk koro eşliğinde solo şarkı okuma geleneğini de müzik tarihimize katmıştır.

Muazzez Abacı

Muazzez Abacı
Muazzez Abacı

Tam adı Hicran Muazzez Abacı olan sanatçı Türk sanat müziğinin bilinen ve oldukça değer gören bir başka şarkıcılarından birisidir. 1966’da Ankara Radyosu’na girerek kariyerine başlayan Muazzez Abacı seslendirdiği birçok klasik ve çok sesli Türk müziğinin sevilmesine ve popülerleşmesine katkıda bulunmuştur. Radyo yılları sayesinde kariyerine İstanbul’daki ünlü gazinolarda assolistlik yaparak devam eden sanatçı 2000’li yılların başında başlarında Türk sanat müziğine ilginin azalması sebebiyle müzik gündeminden düşmüştür. 2007 yılında düzenlenen Hayalin İçin Söyle programında jürilik yapan sanatçı bundan sonra özel günler ve konserleri için sahneye çıkmaya devam etmiştir. 1998’de Devlet Sanatçısı unvanı alan sanatçı 2019’da geçirdiği kaza yüzünden artık sahnelere çıkmıyor.

Bülent Ersoy

Bülent Ersoy
Bülent Ersoy

Diva lakabıyla bilinen Bülent Ersoy herhangi bir Türk sanat müziği listesinde yer almıyorsa, o liste oldukça eksik kalmış denebilir. Hem müzik hayatı hem de özel hayatı ile günümüzde bile gündemde olabilen sanatçı Türk sanat tarihimiz için oldukça önemli bir konumdadır. 1952 yılında doğan Bülent Ersoy küçük yaşlarda müzik eğitimi almaya başladı. Eğitimleri sonucu dönemin ilk aile gazinosu olan Özlem Aile Gazinosu’nda ilk kez sahneye çıkmıştır. Fikret Torun ve Sunar Konser Bürosu tarafından düzenlenen bir yarışmada birinci olarak büyük bir para ödülü kazandı ve bu sayede ilk plağını da çıkardı.

Maksim Gazinosu’nda assolist olarak çıkarak sanatçının asıl soyadı olan Erkoç bu dönemlerde Müjdat Gezen tarafından Ersoy olarak değiştirilmiş ve bugün bildiğimiz Bülent Ersoy ortaya çıkmıştır. Müzeyyen Senar’ın temsilcisi olarak anılan sanatçı sonrasında da TRT için birçok Türk sanat müziği seslendirdi. 12 Eylül darbesi sonrası yayınlanan kararla transseksüel sanat arkadaşları ile birlikte sahneye çıkması yasaklanmıştır. 1988’de değiştirilen kanun ile birlikte hem sahne yasağı kaldırılmış hem de cinsiyet değişimine izin veren kanunlar yürürlüğe girmiştir. Oyunculuk da yapmış olan sanatçı günümüzde kariyerine hala devam etmektedir.

Türk müzik kültürü hakkında bilgi edinmeye devam etmek isterseniz En İyi Türk Halk Müziği Sanatçıları yazımızı da ziyaret edebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu