TarihSosyoloji

Misyonerlik Nedir? Misyonerlik Faaliyetleri Nelerdir?

Misyonerlik kelimesi çoğumuzun bilmediği, bilse bile oldukça kötü bir gözle bakabildiği bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün “Misyonerlik suç mu?” diye sorabilecek birçok insan bulabilirsiniz. Bu kötü görünümün sebeplerinin farklılaşması sebebiyle tam olarak anlaşılmasa da misyonerlik aslında oldukça normal ve birçok dinde görülen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Ancak Hristiyanlık ile özdeşleşmesi yüzünden başka dinden kesimler tarafından olumsuz algılanabiliyor. Bu yazımızda biliyor ya da bilmiyor olsanız da aklında bir perspektif oluşturması açısından “Misyonerlik nedir, misyonerlik faaliyetleri nelerdir?” sorularının yanıtlarına değineceğiz.

Misyonerlik Ne Demektir?

misyonerlik
Misyonerlik kelimesi Latince ve Fransızca kökenlidir.

Misyonerlik kavramını anlamak için ilk olarak kelimenin kendisine bakmak doğru olacaktır. Latince “mittere” yani “göndermek” anlamına gelen misyon kelimesi Fransızca “misyon” kelimesine dönüşmüş ve bir kişiye bir şey yapması için verilmiş özel görev anlamını kazanmıştır. Misyonerlik kelimesi de bu misyon kelimesi ve anlamından gelmektedir. Bir dinin bilgilerini, bilmeyenlerine anlatmak ve bu yolla onları o dine mensup yapmaya çalışmak olan misyonerlik genel olarak Hristiyanlık dininin yaygın olmadığı ülkelerde dinlerini anlatmaya çalışanların yaptıkları çalışmalara denir. Bu çalışmaları yürüten kişilere de bu yüzden misyoner deniyor. Bu kişiler özel olarak rahip, papaz ya da din adamı görevlisi olarak da adlandırılabilir.

Bildiğimiz tek tanrılı dinler arasında bu şekilde büyük ve düzenli olarak çalışmalar yapılmış ilk din Hristiyanlık olmuştur. Bundan dolayı misyonerler ve misyonerlik faaliyetleri de genellikle Hristiyanlığı yaymak için yapılan örgütlü çalışma şekli olarak bilinir. Bu yolla misyonerlik yapan rahip, papaz ya da din adamları, insanlara yaptıkları birçok yardım faaliyetleri ile birlikte insanlara Hristiyanlığı anlatmışlar. Dini yayma konusunda en etkili yöntemlerden biri sayılmasa da birçok misyoner kişi inançlarını yayması için din büyükleri tarafından çeşitli yerlere gönderilmiştir. Bu yolculukları sırasında sadece kendi dini kurumlarından değil, zamanın hükümetleri ve ticaret çevreleri tarafından da destek almışlardır. Misyonerlerin insanlık ve din tarihlerinde çalışmaları açısından da oldukça etkili oldukları alanlar bulunmaktadır.

Misyonerlik Tarihi ve Faaliyetleri

Misyonerlik Tarihi ve Faaliyetleri
Misyonerliğin oldukça uzun bir tarihi bulunmaktadır.

Hristiyanlık ile oldukça alakalı olduğu için bir anlamda misyonerlik tarihi Hristiyanlık tarihi ile de oldukça alakalıdır. Bu yüzden Hz. İsa’dan yola çıkarak Hristiyanlık tarihinin önemli dönemleri misyonerlik tarihinin de iskeletini oluşturuyor diyebiliriz. Bu dönemleri ise şu şekilde listeleyebiliriz:

  • 33 ve 100 yılları arası Havariler Dönemi,
  • 100 ve 800 yılları arası Kiliselerin Kurulum Dönemi,
  • 800 ve 1500 yılları arası Ortaçağ Dönemi,
  • 1500 ve 1650 yılları arası Reform Dönemi,
  • 1650 ve 1793 yılları arası Reform Sonrası Dönem,
  • 1793 ve 1965 yılları arası Modern Dönem,
  • 1965’ten sonra günümüze gelen kadar olan döneme de Diyalog dönemi denmektedir.

Burada misyonerliğin çıkışı 33 ve 100 yılları arasındaki Havariler Dönemi sırasında olmuştur. Bildiğiniz gibi Hz. İsa’nın peygamberliği sırasında ona ilk inanan on iki kişi havarileri olarak adlandırılmış ve yanında yer almıştı. Birçok din adamına göre ilk misyonerlik görevi de Hz. İsa tarafından yanındaki on iki havariye verilmiştir. Bunun en büyük kanıtını din adamları, Yeni Ahit kitabının Matta bölümündeki kısımlar olarak görürler. Bu bölümlerde kısaca İsa’nın havarilerine öğrencileri olarak bütün uluslara dağılmaları ve buyurduklarını onlara öğretmelerini istediği belirtiliyor.

Misyonerlikte Öne Çıkan Bir İsim: Yahudi Pavlus

Misyonerlikte Öne Çıkan Bir İsim: Yahudi Pavlos
Yahudi Pavlus, önde gelen misyonerlerden bir tanesidir.

Bahsettiğimiz on iki havariden sonra misyonerlik açısından en çok öne çıkan isim ise Yahudi Pavlus’tur. Birçok bölgedeki ilk misyonerlik faaliyetlerini başlatan kişi olan Pavlus, Anadolu’dan tutun Asya’nın birçok yerine kadar, Makedonya’dan Yunanistan’a kadar birçok yerde kilise açarak Hristiyanlık öğretisini yaymıştır. Misyonerlerin amaçları olduğu üzere buralarda gerçekleştirdiği uğraşlara ek olarak Roma’da oldukça etkili bir isim olmuştur. İlk başta Yahudi olması sebebiyle yaptıkları çalışmalar Yahudiliğin yeni bir şekli gibi görülse de zamanla Hristiyanlar ile Roma arasında gerçekleşen sürtüşmeler sonucu Pavlus tutuklanarak Roma’ya götürüldü ve orada hayata gözlerini yumdu.

İslam’da Misyonerlik

İslam’da Misyonerlik
İslam’da misyonerler tebliğ adı ile anılıyordu.

İslam’da da misyonerlik faaliyetleri görülmektedir. Ancak İslam dininde bu durum misyonerlik kelimesinden çok tebliğ kelimesi ile karşılık bulmaktadır. Türlü din alimleri bu sebeple Afrika’da, Endonezya’da Balkanlar’da, Arap Yarımadası ve Orta Asya’da İslamiyet’i yaymak için faaliyetler sürdürmüş ve görev yapmışladır. İslam alimleri de bu görevlerinin gerekliliğini kutsal kitapları Kuran içerisinde yer alan Yusuf suresini örnek göstererek yapıyor.

Türkiye’de Misyonerlik

Türkiye’de Misyonerlik
Türkiye’de misyonerlik Cumhuriyet’in ilk yıllarında yasaklanmıştı.

Türkiye’de misyonerlik faaliyetleri, ülkemizin çok önemli bir konumda yer alması sebebiyle oldukça erken tarihlerden itibaren görülmektedir. Doğu Roma topraklarının da ülkemizde olması sebebiyle o zamanlardan beri gelen faaliyetler ile birlikte Anadolu’da kurulan birçok devlet ve topluluk Hristiyan misyonerler ile karşılaşmıştır. Anadolu’ya yerleşmeden önce Türklerin birçok şekilde misyonerlik faaliyetine maruz kalması ve daha öncesinde bulundukları Asya bölgeleri sebebiyle Budizm, Maniheizm, Musevilik ve Hristiyanlık gibi çok geniş yelpazede dinlere inanmalarına sebep olmuştur. Ancak Anadolu’ya yerleşmelerinden sonra İslamiyet’i kabul etmeleri sonucu günümüze kadar Türkler üzerinde İslamiyet’in etkili olması sonucunu doğurdu.

Yine de zaman içerisinde Osmanlı bir devlet ve imparatorluk olurken ve yıkılmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti kurulup gelişirken bile Hristiyan din görevlilerinin Türkiye’deki misyonerlik faaliyetleri hep devam etmiştir. Osmanlı Devleti’nde bu olaylar, çok milletli ve dinli bir topluluk olmasına uygun olarak din ve ayin serbestliğinin bir sonucu olarak gelişti. Cumhuriyet dönemlerinin başında kısmen de olsa misyonerlik faaliyetleri ve zararları göz önüne alınarak yasaklanmış ancak demokrasi ile birlikte tekrar devam etmiştir.

Eğer dini inançların tarihi hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz Din Nasıl Ortaya Çıktı? başlıklı yazımıza da göz atabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu