Ne, Ne Değildir?

Müslümanlık ve Hristiyanlık Arasındaki Farklar

Dinler tarihi alanında semavi olarak kabul edilen üç büyük din vardır. Bunlar tarih sahnesinde görülme sırasına göre; Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlıktır.

Günümüzde dünya üzerinde en çok inanana sahip olan dinler ise Hristiyanlık ve Müslümanlıktır. Peki milyarlarca inanana sahip bu dinler arasındaki farklar neler? Gelin bu sorunun cevabını birlikte arayalım.

Dünyada Hristiyanlık ve Müslümanlık

Bugün dünyanın hemen her yerinde kullanılan ve 2021’i gösteren miladi takvimin Hristiyanlığın yaşını gösterdiği söylenebilir. Çünkü 0 yılının Hz. İsa’nın doğumu olduğu kabul edilir. 2000 küsur yıldır dünyada varlık gösteren Hristiyanlığın, günümüzde 2,5 milyara yakın mensubu bulunmaktadır. Bu açıdan, dünyada en çok inanana sahip dinin Hristiyanlık olduğunu söyleyebiliriz.

Hristiyanlık, Rusya’nın kuzey noktalarından Afrika’nın güneyine, Batı Amerika’dan Çin’in doğusuna kadar dünyanın her yerine yayılmış haldedir. Bunun haçlı seferleri, misyonerlik faaliyetleri, sömürge güçler gibi çeşitli nedenleri bulunmaktadır.

İslamiyet ise yine dünyanın dört bir yanında 2 milyara yakın insanın mensubu olduğu semavi bir dindir. Bu da İslamiyet dinini, nüfus bakımından ikinci sıraya yerleştirmektedir. İslamiyet özellikle ortaya çıktığı Arap yarımadası ve çevresinde yoğun bir nüfusa sahiptir. Bununla beraber dünyanın diğer noktalarında da varlığını sürdürmektedir.

Hristiyanlığın ve Müslümanlığın Kaynakları

Hristiyanlığın ve Müslümanlığın Kaynakları
Hristiyanlara göre Tanrı’nın oğlu olan İsa, bir tür öğretmen olarak inananlara doğruyu öğretmeyi amaç edinmiştir.

Hristiyanlığı ve Müslümanlığı ibadet, inanç ve pratik anlamda besleyen farklı kaynaklar vardır. Bunların neler olduğuna beraber bakalım.

Hristiyanlığın Kaynağı Nedir?

Hristiyanlık ve Müslümanlığın kaynaklarının neler olduğu sorusunun cevabı, yaklaşım biçimine göre değişiklik arz ediyor. Bu soruyu tüm bakış açılarına kısaca değinerek cevaplamaya çalışalım.

Hristiyanlığa göre, bu din Tanrı’nın yeryüzündeki bir görünümü, ondan bir parça ve oğlu olduğuna inanılan İsa tarafından getirilmiştir. İsa, Hristiyanlara göre bizzat Tanrı’nın oğlu olduğundan bir tür yarı Tanrı olarak görünüm kazanır.

Hristiyanlara göre Tanrı’nın oğlu olan İsa, bir tür öğretmen olarak inananlara doğruyu öğretmeyi amaç edinmiştir. Yahudi inancının temelini oluşturan anlatıları kabul eden Hristiyanlar, İsa ile bu öğretilerin tamamlandığını düşünürler.

Günümüze kadar ulaşan Hristiyan dini metni İncil ise Hristiyanlıkla ilgili temelleri içermektedir. Bu metin, İsa’yı takip edenlerin onun yaşamı, öğretisi ve ölümüne dair anlatılardan oluşturulmuştur. Pek çok Hristiyan din insanı tarafından farklı kitaplar oluşturulmuş olsa da nihayet dört kitap ana metin olarak belirlenmiştir. İmparator I. Konstantinos’un daveti ile 325 yılında İznik’te düzenlenen konsil ile kabul edilen kitaplar şunlardır:

  • Matta
  • Markos
  • Luka
  • Yuhanna

Tarihte kimi zaman bu kitaplar dışında oluşturulmuş İnciller de olduğu bilinmektedir. Ancak günümüzde en çok başvurulan dini metinler bunlardır.

Hristiyan olmayanlar tarafından bu dine getirilen eleştirilerden biri, tüm bu metinlerin ilahi bir özellik taşımadığıdır. Buna gerekçe olarak yazma eserler olmaları öne sürülmektedir.

Hristiyan kaynaklarına dair diğer bir eleştiri de bu dinin Yahudi metinleri üzerine kurulmuş yapay bir din olduğudur. Kimine göre İsa yalnızca bir öğretmendir.

Sık sık gündeme gelen daha radikal bir diğer eleştiri ise tüm dinler gibi Hristiyanlığın da bazı sebeplerle oluşturulduğudur. Bu görüşe göre sosyal, ekonomik veya politik sebepler insanların böyle bir din “uydurmasına” neden olmuştur.

Müslümanlığın Kaynağı Nedir?

Müslümanlığın Kaynağı Nedir?
İslam dini toplumsal düzenleme kaygısıyla şekillendirilmiştir.

Müslümanlar tüm semavi dinlere, kitaplara ve peygamberlere inanmakla mükelleftirler. Bu sebeple Adem’den Muhammed’e kadar var olan tüm din ve peygamberlere inanmaktadırlar. Ancak Tevrat ve İncil gibi kutsal kitapların tahrip edildiği inancı Müslümanlar arasında yaygındır.

İslamiyet’in kutsal kitabı olan Kur’an, Müslümanlara göre Hz. Muhammed’e Cebrail vasıtasıyla Allah tarafından “vahyedilmiştir”. Bu sebeple Kur’an, İslamiyet için oldukça önemli bir metindir. Önem konusunda ikinci sırayı ise Hz. Muhammed’in söz, alışkanlık ve davranışlarını içeren hadis kitapları alır. Bunlar dışında İslam coğrafyasının tümünde oldukça önemli olan pek çok dini metin de mevcuttur.

Müslüman olmayan bazılarına göre Hz. Muhammed, bir tür toplumsal liderdir. İslam dini toplumsal düzenleme kaygısıyla şekillendirilmiştir.

Daha radikal olan bazıları ise İslami metinlerin başka metinlere öykünerek ortaya çıkarıldığını düşünmektedir.

Hristiyanlık ve Müslümanlıkta İnanç Esasları

Hristiyanlar göğü, yeri ve evreni yaratan tek bir Tanrı’ya inanırlar. Tek Tanrı inancı Yahudi diniyle paralel bir yapıdadır. Zaten Hristiyanlar Old Testament olarak adlandırılan tüm Yahudi anlatısını kabul etmektedirler.

Hristiyan dininin takipçileri, inançlarını İsa Mesih’in yaşamı, öğretileri ve ölümü üzerine temellendirir. Hristiyanlar, İsa’nın “Mesih” veya dünyanın kurtarıcısı olduğuna inanırlar. Vakti geldiğinde İsa’nın, ona inananları kurtaracağını düşünürler.

İsa, yaşamı boyunca onu her yerde ve her şartta takip eden 13 kişiyle arkadaşlık kurmuştur. Bunlara İsa’nın havarileri denmektedir.

Hristiyanlara göre yaşamının sonunda İsa, çarmıha gerilmiştir. Bir açıdan kendini insanlar için kurban ettiğine inanılır.  O’nun ölümü inananların kurtuluşunu ve günahların bağışlanmasını mümkün kılacağına inanılmaktadır.

Yine Hristiyanlara göre İsa çarmıha gerildikten sonraki üçüncü gün dirilmiştir.  Dirilişi, Hıristiyanlığın en önemli bayramı olarak kabul edilen Paskalya’da kutlanır.

Hristiyanlık için kurtuluş, ancak İsa’nın Tanrı tarafından her insanın günahlarının bağışlanması için gönderildiğine inanmakla mümkün olabilir. Bu aşamada inananların tüm günahlarının, İsa’ya ya da İsa’yı temsil eden din görevlisine itiraf etmekle bağışlandığını söylemeliyiz.

Hristiyan Mezhepleri

İncil’in yorumları ve kilisenin uygulamaları mezheplere göre değişir. Ancak bir Tanrı’ya ve Mesih olarak İsa’ya olan inanç tüm Hıristiyanlar için merkezidir. En çok bilinen üç Hristiyan mezhebi şunlardır:

  • Katoliklik
  • Ortodoksluk
  • Protestanlık

İslamiyet de tek Tanrıya inancın esas olduğu bir dindir. Bunun da ötesinde ne İsa ne de başka biri Tanrı’nın vücuda gelmiş bir görünümü olamaz. Musa, İsa, Yusuf, İbrahim gibi tüm kutsal kişilikler Tanrı tarafından görevlendirilmiş peygamberlerdir. Peygamberlerin görevi insanlara iyi, güzel ve doğru olanı öğretmektir.

İslamiyet’e göre Tanrı tarafından görevlendirilmiş son peygamber Muhammed’tir. Artık Tanrı tarafından yeni bir peygamber görevlendirilmeyecektir. Bu da kıyamete değin İslam’ın geçerliliğini koruyacağının bir ifadesidir.

İslam’ın temel prensibi, bir olan Allah’a ve peygamberi Hz. Muhammed’e iman etmektir. Bunu kabul eden herkes Müslüman olarak anılır. Bununla birlikte İslam’ın önerdiği veya yasakladığı fiiller bulunmaktadır.  Her ne kadar Müslümanlıkta pratik yaşam oldukça önemli olsa da hiç kimse yaptıkları sebebiyle din dışına itilemez.

Dinin ortaya çıkışı hakkında tüm detayları Din Nasıl Ortaya Çıktı? yazımızda bulabilirsiniz.

Hristiyanlık ve Müslümanlığın Yayılması

Hristiyanlık İsa’nın doğumuyla birlikte uzunca bir müddet varlık savaşı vermek zorunda kalmıştır. İsa ve Havarileri ve onları takip edenler sert şiddet eylemlerine maruz kalmışlardır. Bu zorlu dönem İsa’nın ölümünden sonraki süreçte de devam etmiştir. Hristiyanlık için çalışan din adamları şiddete maruz kalmış ve hatta şehit edilmiştir. Hristiyanların maruz kaldığı bu şiddet ortamı 4. yüzyıla kadar kısmen devam etmiştir.

Roma İmparatorluğu’nun Hristiyanlığı resmi din kabul etmesiyle bu inanç hızla güç kazanmıştır. Roma İmparatorluğuyla birlikte Avrupa’ya yayılan Hristiyanlık, günümüzde Avrupa’nın en yaygın dinidir.

İslamiyet’te de benzer bir durum söz konusudur. Hz. Muhammed’in peygamberliğini ilan etmesiyle şiddet ortamı baş göstermiştir. Bu durum Mekke’nin fethedilmesine kadar devam etmiştir. İnananlar, yıllar boyunca çeşitli zalimliklere maruz kalmışlardır. Elbette dindarlar üzerinde kurulan tüm bu zalim politikanın, kişisel çıkarlarla doğrudan bağlantısı vardır. Yeni din, yeni düzen demektir ve insanoğlu doğru da olsa her zaman yeniliklere açık değildir.

Mekke’nin fethiyle devletleşme sürecine giren İslamiyet, böylelikle güç kazanmaya başlamıştır. Doğduğu coğrafyada yayıldıktan sonra özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde daha çok insana ulaşmıştır. Günümüzde de Arap coğrafyasında, Kuzey Afrika’da, Anadolu’da yoğun bir şekilde varlığını sürdürmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu