Sinema

Simülasyon Filmleri: Hayal mi Gerçek mi Paradoksunun En Sert Hali

Simülasyon, antik çağ filozoflarından beri sorguladığımız; her seferinde bizi paradoksa sürükleyen bir düşünce! Yaşadığımız dünyanın gerçekliği, bazen kaçtığımız korkunç bir canavarken bazen sığındığımız liman oluveriyor. İşte simülasyon filmleri de bu noktada yeni bir dünya keşfi için en iyi kaynaklardan biri olabiliyor.

Antik çağ filozofu Platon’un düşüncesinde simülasyon, idealar dünyasının bir yansıması olan bizim gerçeklik olarak algıladığımız dünyadır. Mağara alegorisinde Platon, dünyanın ancak gerçeğin küçük bir yansıması olabileceğini söyler. Mağara içinde sırtları kapıya dönük bir gurup insan, aralarında mağaradan çıkmış olan tek kişinin dış dünyadaki hayatla ilgili söylediklerine inanmaz ve mağara içindeki yaşama, çaresizlikle bağlanır.

İçinde bulunduğumuz postmodern çağın ünlü düşünürü Jean Baudrillard’a göre ise simülasyon, gerçeklikten kaçmak için yarattığımız kurgusal unsurlardır. Baudrillard’a göre kurgusal olana o kadar bağlıyız ki gerçeklik algımızı hayal ürünü dünyalara hapsetmiş durumdayız. Baudrillard’a göre neredeyse toplu bir psikoz içinde gerçekliği kurgu olarak, kurguyu ise gerçeklik olarak yaşıyoruz.

Peki, sinemada bu paradoksu yaşadığımız ve izlerken bizi gerçekle hayal arasında büyük ikilemlere sürükleyen etkileyici kurgularıyla bizi hop oturtup hop kaldıran filmlere ne demeli? Hayal mi? Gerçek mi?

Sinemada bize kusursuz bir evren sunan en çarpıcı simülasyon filmlerini sizin için derledik.

Yaşam Şifresi: Döngüyü Kırmak

yasam sifresi
Yaşam Şifresi (2011)

2011 yılında Duncan Jones’un ikinci filmi olarak çıkan bilim kurgu filmi “Yaşam Şifresi”nin senaryosunu Ben Ripley yazmıştır. Senaryosuyla seyirciyi son dakikaya kadar heyecanla sürükleyen yapımın başrollerini Jake Gyllenhaal ve Michele Monaghan üstleniyor. Film, bir zaman döngüsüyle sürekli tekrarlanan olaylar sonucunda alternatif bir evrenin yaratımıyla son buluyor.

Film, bilimsel bir çalışmanın sistem hatasıyla sonuçlandığı alternatif bir evreni, bir bireyin zihinsel yolculuğu üzerinden anlatırken; kafa karıştırıcı kurgusuyla seyirciye parmak ısırtıyor.

Yüzbaşı Colter Stevens, anlam veremediği bir şekilde kendini hızlı trende tanımadığı bir kadının karşısında bulur. Bir süre sonra, sınıf öğretmeni olan Sean Fentress adında bir adamın bedeninde yaşadığını ve bir simülasyonun içinde olduğunu öğrenir. Bir patlamayla beraber kendini gizemli bir yerde makinelere bağlı olarak bulur. Colter, savaşta bedeninin büyük bölümünü kaybetmiş ve beyni bilim insanları tarafından bir simülasyona hapsedilmiş bir askerdir. Döngüyü kıracak olan kahramanımız, bu simülasyon aracılığıyla büyük bir patlamanın planlandığı trendeki bombayı bulup imha etmekle görevlendirilmiştir.

Dövüş Kulübü: İçindeki Gerçek Dünya

dovus kulubu
Dövüş Kulübü (1999)

Dövüş Kulübü, 1999 yılında Chuck Palahniuk tarafından yazılan bir kitaptan uyarlanmıştır. Senaryosunu Jim Uhls’ün uyarladığı kült filmin yönetmenliğini David Fincher yapmıştır. Başrollerini Brad Pitt, Edward Norton ve Helena Bonham Carter’ın paylaştığı sevilen yapım, hayal ve gerçeklik algısını psikolojik açıdan sorunlu karakterler kadar seyirci için de altüst ediyor. Film, son sahnesine kadar sürekli başa dönmeyi düşündürüyor; son sahnesindeyse mecburen başa dönmek zorunda kalıyorsunuz.

Dövüş Kulübü, kafası karışık bir beyaz yakalının psikolojik sorunlar yaşamasıyla başlar. Toplu terapiye başlayan karakter orada bir kadınla tanışır. Bir yolculuk sırasında sabun satıcısı Tyler ile tanışır ve kartını alır. Tyler konuştuklarıyla aklını karıştırmıştır. Yolculuğun sonunda evinin yandığını görür ve sabuncu Tyler’ı arar. Beraber bir dövüş kulübü kurarlar ve şehirde bir nevi yer altı çetesiyle bir dizi olaya karışırlar. Terapideki kadınla da tekrar karşılaşan karakter bir dizi anlamsız olay ve yolculuklar geçirir. Sabuncu Tyler, hoşlandığı kadınla yatar, yine Tyler’ın işlediği suçlar üstüne kalır ve anlamlandıramadığı bir dizi olay yaşayan karakterimiz en sonunda Tyler’ı öldürmeye karar verir. İçindeki gerçek dünyayı keşfedince geriye tek ihtimal kalacaktır.

Gerçeklik: Hayal Gerçek Karmaşasının Parodisi

gerceklik
Gerçeklik (2014)

Mr. Oizo tarafından yazılıp yönetilen 2014 yapımı “Gerçeklik”, bir komedi drama filmidir. Ansamble oyuncu kadrosuna sahip filmin başrollerini Alain Chabat, Jonathan Lambert, Elodie Bouchez, Eric Wareheim, John Glover ve Jon Heder paylaşıyor. Hayal ve gerçeklik karmaşasını bir parodi olarak işleyen film, hem eğlenceli hem de gizemli bir seyir zevki sunuyor.

Gerçeküstü hikâyesiyle dikkat çeken bir Fransız komedi filmi olarak “Gerçeklik” ezberleri bozan bir hikâye kurgusuna sahiptir. Film genel anlamda takibe aldığınız olayların bir sonuca ulaşmadığı karmaşık rüyaları işliyor. Inseption filminin parodisini sunan çok katmanlı film, Gerçeklik adındaki bir kızın, olağanüstü bir çığlığın çekimini yapmaya çalışan bir kameramanın, bir televizyon sunucusunun ve başka birçok garip karakterin iç içe girmiş zihinsel karmaşalarını işliyor.

Cafe: Başka Bir Tanrı’nın Dijital Evreni

cafe
Cafe (2011)

2011 yılında Marc Elbaum tarafından yazılıp yönetilen ABD yapımı bir film olan Cafe, sonlarına doğru gerçeklik algısını altüst eden bir kurguya sahiptir. Sıcak ve güzel bir Cafe ortamında geçen tek mekân filmi olma özelliğini de taşıyan yapım, seyirciye oldukça şaşırtıcı bir final sunuyor.

Günlük sıradan olaylarla başlayan film, tatlı bir cafe ortamında geçiyor. İş arkadaşına açılmaya çalışan baristanın, iş arayan bir göçmenin, siyahi bir polis memurunun ve onun uyuşturucu bağımlısı kuzeninin hikayeleri başta olmak üzere; cafe müdavimlerinin hayatları arasında, masa masa dolaşıyoruz. Bütün karakterlerin bir şekilde birbirine bağlanan hikâyeleri bir noktadan sonra iyice karmaşıklaşıyor ve bir cinayet işleniyor. En sonunda müşterilerden biri bilgisayarından her şeyin bir simülasyon olduğunu öğreniyor.

Jhonny Mnemonic: Ortak Düş

jhonny mnemonic
Jhonny Mnemonic (1995)

Senaryosu William Gibson tarafından kaleme alınan filmin yönetmenliğini Robert Longo üstleniyor. Başrolünde Keanu Reeves’in oynadığı film, William Gibson’ın kendi romanındaki bir yan hikâyeden uyarlanmıştır. Kurmacanın bütün zevklerini tattıran filmi izlerken kendinizi bir alternatif gerçekliğin içinde hissedeceksiniz.

Bütün insanların ortak bir veri tabanına bağlı bir beyinle yönetildiği filmde ana karakterimiz Johnny, enformasyon satışı yapan bir beyaz yakalıdır. Kendi anılarını silen Johnny, onları geri getirmek için para kazanmak zorundadır. Tehlikeli bilgilerin transferini yaparak bu parayı kazanmak mümkün olacaktır. Ancak olaylar daha karmaşık bir hal alır ve Johnny zihniyle işlerin içinden çıkamaz.

Truman Show: Dünya Platosu

truman show
Truman Show (1998)

Senaryosunu Andrew Niccol’ün yazdığı filmin yönetmenliğini Peter Weir yapmıştır. 1998 yapımı efsane filmin başrol oyuncusu Jim Carreydir. Bütün zamanların en etkileyici simülasyon yapımı sayılan film, büyük bir platoda doğumundan itibaren Truman adlı karakterin bütün hayatını bir BBG evi gibi yayınlayan hırslı bir yapımcının kurduğu eşsiz dünyayı anlatıyor. Truman Show işlenişi ve kurgusuyla gerek sinema gerekse sosyoloji bölümlerinde ders olarak verilen bir başyapıt konumundadır.

Film doğduğu günden beri bir film platosunda yaşayan, dış dünyadan habersiz Truman adlı karakterin içinde bulunduğu simülasyonu çözmeye başladığı olaylar zinciriyle başlıyor. Truman’ın hayatı gerçekliği sorgulamamızı sağlıyor ve onunla beraber dışarı çıkmayı dört gözle bekliyoruz. Filmde yazımızın başında değindiğimiz Baudrillad’ın düşünceleri önemli bir rol oynuyor.

Gerçeğe Çağrı: Kurgu İçinde Kurgu

gercege cagri
Gerçeğe Çağrı (2012)

2012 yılında Len Wiseman tarafından çekilen filmin hikâyesini Philipp K. Dick; senaryosunu Kurt Wimmer, Mark Bomback ve James Vanderbilt yazmıştır. 1990 yılında aynı isimle vizyona giren filmin yeniden uyarlamasıdır. Filmin başrolünü Colin Farrel üstlenmiştir.

Hayal ve gerçek karmaşasını hakkıyla işleyen filmde olaylar; Douglas isimli fabrika işçisinin başka bir adamın anılarını zihnine yükletmesiyle başlıyor. Çalıştığı Recall isimli şirket yüzünden bu işe girişen Douglas, yine aynı şirketin yöneticisi tarafından av durumuna düşürülür ve kendisine yüklenen yapay zihin sayesinde takip edilmeye başlar. Douglas, kendini bu işten sıyırmak için savaşmak zorunda kalır.

Solaris: Oyuncu Bilinç

solaris
Solaris (1972)

Usta yönetmen Andrey Tarkovski, senaryosunu Fridrikh Gorenshtein ile beraber kaleme aldığı Solaris isimli filmini Stanislav Lem’in aynı adlı kitabından uyarlamıştır. Filmin başrollerini Natalya Bondarchuk, Donatas Bonionis ve Jüri Jarvet üstlenmiştir. Film, bilinçaltı olayları gerçeklikle olağanüstü bir şekilde birleştirir.

Kurguya göre Solaris gezegeni, kendi başına büyük bir bilinçtir. Bu bilinç, içinde bulunan insanların zihinlerine oyunlar oynama gücüne sahiptir. Gezegende bulunan insanların anılarına hükmeder ve oradaki anıları şimdiki zamanın gerçekliği gibi yansıtmaktadır. Başrol karakteri, gezegende ölen arkadaşının yerine atanır ve göreve başladıktan kısa süre sonra ölen karısının anılarıyla karşılaşır.

Aç Gözünü: Uzun Bir Rüya mı?

ac gozunu
Aç Gözünü (1997)

1997 yapımı filmin yönetmenliğini Alejandro Amenabar üstlenmiş, senaryosunu yönetmenle beraber Mateo Gil kaleme almıştır. Başrolleri Eduardo Noriega ve Penelope Cruz paylaşmıştır. Film ayrıca İspanya, İtalya ve Fransa ortak yapımıdır.

Talihsiz bir kaza geçiren Cezar, çok sevdiği yüzünün şeklini kaybeder ve bunalıma girer. Bir partide Sofia adında bir kadınla tanışır ve aşık olur. Günden güne karmaşık olayların içine giren Cezar, gerçeklik algısını ve zaman mevhumunu tümüyle yitirir ve şaşırtıcı bir gerçekle yüzleşir. Cezar’ın düşündüğü zamanla da kişilerle de hiçbir bağlantısı yoktur.

Matrix: Simülasyon Diyarı

matrix
Matrix (1999)

Yakın zamanda 4. Filmi yayınlanacak olan efsane üçleme Matrix’in senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını Lana ve Lili Wachowski kardeşler üstlenmiştir. Filmin başlıca oyuncuları arasında Keanu Reeves, Carrie-Anne Moss, , Laurence Fishburne, Hugo Weaving ve Joe Pantoliano yer alıyor. Filmin bilimkurgu, mitolojik alt metin ve simülasyon unsurları zaten tartışılmaz bir estetikle işlenmiştir. Listemize alarak yakında gösterime girecek olan serinin 4. filminden önce küçük bir hatırlatma yapmak istedik.

Neo adını kullanarak hackerlık yapan bir beyaz yakalı Thomas Anderson, bir şekilde Matrix’in savunucularının dikkatini çeker. Trinity ve Morpheus’la tanıştıktan sonra karşı konulmaz bir şekilde maceraya sürüklenen Neo kısa sürede Matrix’in kurtarıcısı olduğunu öğrenir. Yaşadığı dünyanın bir simülasyon olduğunu anlayan Neo kararını verir ve Morpheus’un ekibine katılır.

Eğer film tavsiyelerimiz hoşunuza gittiyse IMDb’ye Göre En İyi Hacker Filmleri yazımıza da bir şans verebilirsiniz.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu