Sinema

Sinema Tarihinin En Çok İzlenen Filmleri

Sinema sektörünün dünyaya bıraktığı ilk iz 1895 yılına kadar dayanıyor. Lumiere Kardeşler, ilk sinema gösterisini Paris’te, Grand Cafö’de gerçekleştirdiğinden bu yana bu büyülü dünya gelişmeye devam ediyor.

Sinemanın gelişiminin teknoloji ile desteklenmesi ile birlikte, sessiz karakterler dillerine kavuştu; renklerin hücum etmesiyle siyah beyaz film nostaljisi yerini grafik tasarımlara bıraktı. Bir filmin iyi ya da kötü olduğu kişiden kişiye farklı fikirlerce değişebilir. Ancak bazı filmler vardır ki, izlenme sayısı yönünden her listenin başında yer alır ve herkes tarafından tartışmasız beğenilir. İşte bu yazımızda sinema tarihinin en çok izlenen filmleri arasında sayılan 5 filmi sizler için hazırladık.

1- Esaretin Bedeli

Esaretin Bedeli

Listemizin ilk sırasında Esaretin Bedeli filmi yer alıyor. Orijinal ismi The Shawshank Redemption olan film, Stephen King’in kısa romanının beyaz perde uyarlamasıdır. Film birçok eleştirmenden tam puan almış ve bir başyapıt denebilir. Filmin yönetmeni başlangıçta Stephen King’e filmin kısa bir uyarlamasını göndererek onayını ister. 2 saat 22 dakikalık çekilecek film için onay veren Stephen King ve yönetmen Frank Darabont arasında da bu yolla bir dostluk kurulur. Değeri yıllar sonra anlaşılan filmin konusu ise şöyle:

Bankacı Andy Dufrense, hatırlamadığı bir akşam sonrası karısı ve sevgilisini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyer. Suçsuz olduğunu iddia etmesine rağmen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası ile yargılanır. Cezaevinde yaklaşık olarak 20 senesini geçiren bankacı Andy, bu süreçte cezaevi koşullarında hayatta kalmayı öğrenirken mahpus arkadaşlarına ve cezaevine faydası olacak işler yapmaya başlar. Bankacılık mesleğinin bilgi birikimi ile cezaevi müdürünün kirli işlerini gören Andy, olayların kaosa dönmesi sonucu bir gün cezaevinden çıkabileceğine dair son umudunu da kaybeder. Umutsuzluk, filmin başrolünü cezaevinden kaçma konusunda bir plan yapmaya iter.

2- Kara Şövalye

Kara Şövalye

Orijinal adı “The Dark Knight” olan film alışılageldik üzere Joker ve Batman arasındaki ilişkiler döngüsüne odaklanıyor. Özellikle Batman’a odaklanan film, kahraman arketipini konu alıyor. Düzenin olduğu yerde düzensizlik yer alır. Entropi döngüsünün ortasında ise Gotham şehri yer alıyor. Gotham şehri suç oranı düşürülen kurtarılmış bir bölgeyken, Joker yeniden ortaya çıkıyor ve olayların gidişatı bu şekilde başlıyor.

Filmde senaryo açısından dile getirilmese de neden bir kahramana ihtiyacımız olduğu mesajı açık şekilde sorgulanıyor. Suç işlemenin psikolojisi bir ‘anti-hero’ karakter olan Joker aracılığıyla ele alınıyor. Bu noktada gelmiş geçmiş en iyi Joker tasvirinin de The Dark Knight filminden çıktığını söylemek mümkün. Heath Ledger tarafından canlandırılan karakterin kitsch sözü filmin ardından dillerden düşmedi: “Why so serious? (Neden bu kadar ciddisin?)”

3- The Godfather

The Godfather

Türkçeye “Baba” olarak çevrilen film, bir mafya babası ve aile yaşantısına odaklanıyor. Kült filmler arasına giren The Godfather serisinin olaylar işleyişi şu şekilde:

Corleone ailesi, İtalyan asıllıdır ve sayılı zenginler arasında yer almaktadır. New York’ta yer altı işlerinin büyük bir kısmını üstlenen aile, çetenin başında yer alan Don Vito Corleone sebebi ile diğer mafyatik tiplemelerden ayrılmaktadır. Don Corleone’un en büyük gücü arkasına aldığı politikacılar ve yargıçlardır. Bu şekilde yaptığı kirli işlerin üstünü örtebilmektedir. Aileyi etkileyen olay, New York’un en büyük uyuşturucu kartelinin başındaki “Türk” lakaplı Solozzo’nun Don’u vurdurtmasıdır. Bunun sebebi, Solozzo’nun Corleone ailesine yaptığı iş teklifinin Don Corleone tarafından reddedilmesidir. Ölümden kıl payı dönen Don Corleone ve ailesini uzun geceler ve kötü günler karşılar.

4- Fight Club

Fight Club

Türkçe adıyla Dövüş Kulübü, yapım yılı olan 1999’dan günümüze değin hala ortalığı sallamaya devam ediyor. Filmin ardından, özellikle Amerika’da birçok yeraltı dövüş kulübü açıldı ve filmin teması olan ‘erkeklik’ hissiyatı, birçoklarınca tekrar sorgulandı. Konusu itibari ile kapitalizme darbe gibi inen film ile ilgili olarak, sonraları kapitalizmin yeni bir kolu haline geldiğini söylemek mümkün.

Uykusuzluk hastalığı olan Insomnia’dan muzdarip olan başkarakter (Edward Norton), uyumak için hal çare arayışına girer. İlaç yazmamak konusunda direten doktoru, karaktere çeşitli destek gruplarına gidip gerçek acının ne olduğu görmesini önerir. Öneriyi kabul eden karakter, ağlayarak ‘bebekler gibi’ uyuyabildiğini fark eder. Hastalığının çaresini bulduğunu düşünürken, destek gruplarında tanıştığı Marla (Helena Bonham Carter) tarafından konfor alanı olan bu grupların dışına çıkmaya zorlanır. Bu süreçte evi yanan başkarakter, bir iş seyahati esnasında tanıştığı Tyler Durden (Brad Pitt) ile iletişime geçer ve işler karıştığında ortaya Project Mayhem (Kargaşa Projesi) çıkar.

5- Ucuz Roman

Ucuz Roman

Orijinal adı Pulp Fiction olan Ucuz Roman, ’94 senesi yapımı bir Tarantino filmidir. 7 dalda Oscar’a aday gösterilen film, kısa sürede ‘kült’ kategorisine girmeyi başarmış. Film, birbirinden bağımsız şekilde hayatlarının dönüm noktasını yaşayan 7 kişinin yollarının, kaderin bir oyunu sonucu kesişmesini konu alıyor.

Amatör soyguncu bir çift, iki profesyonel tetikçi ve uğruna çalıştıkları kişinin bağımlı sevgilisi, şike yapmayı reddederek kaçan bir boksör ve bir ödül avcısını içeren ekibin hayatlarına odaklanan filmin her dakikasında keyif almanız kuvvetle mümkün. Ayrıca filmin kitsch olan dans sahnesini de unutmamak gerekir.

Tüm ailenizle izlemek için bir film arıyorsanız, Ailecek İzlenecek Filmler yazımızdaki önerilere göz atabilirsiniz.

Gülcem Yavaş

Çok okur. Sıklıkla yazar. Az uyur. Nadiren çizer. Neredeyse hiç gezer.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu