Connect with us

Bilim

Teknolojinin Zararlı Tarafları ve Çevre Kirliliği

Published

on

Teknolojinin Zararlı Tarafları ve Çevre Kirliliği

Teknoloji, insan hayatını kolaylaştırabilecek bütün araç ve zihinsel gelişimler için kullanılan genel bir terimdir. Teknolojinin gelişimi tabi ki de her daim insanın doğrudan yararına sonuçlanmıyor. Sanayi devriminin ardından insan gücü ihtiyacı kısıtlanmış, günümüzde ise gündelik ilişkilerimiz tamamen bilgisayar bazlı bir sisteme dönüşmüştür.

Teknolojinin Zararları

Teknolojinin temel olarak faydalarını sıralamak ile bitiremeyiz. Buna basit bir örnek ise; Hepimizin hayatında birincil önceliğe sahip cep telefonlarıdır. Cep telefonlarımız aracılığı ile fotoğraf çekebilir, farklı bir kıtada olan biri ile görüntülü konuşabilir, yazı yazabilir ya da para kazanabilirsiniz. Bu örnekler çoğalabilir, ancak teknolojinin bilinen ve bilinmeyen bir çok zararı vardır. Daha önce hakkında yazdığım gibi Telefon Bağımlılığı, günümüzde özellikle 25 yaş altı kişilerde en sık gözlenen bağımlılık türlerinden biri. Bu tür bağımlılıkları arttırmak mümkündür, akla gelen ilk örnekler; Bilgisayar bağımlılığı, çevre kirliliği, küresel ısınma, insan gücünün makine gücüne dönüşmesi gibi.

Teknolojinin Zararlarından Nasıl Kurtuluruz?

Teknolojinin yarattığı zararlardan kısa vadede kurtulmamız maalesef mümkün değildir. Bunun en önemli sebebi, bizim ortaya çıkarttığımız durum bir günde yapılmadı. Tedavi ve zararlarından kurtulmamız için de minimum teknoloji için ayırdığımız zaman kadar bu duruma zaman ayırmalıyız. Buna örnek olarak da Küresel Isınmaya Karşı Nasıl Önlem Alırız sorusuna yanıt vererek başlamalıyız.

Kişisel olarak da kendimizi ve sorumluluklarımızı iyi tartarak daha çok insan etkileşimi başta olmak üzere bu çalışmalara başlayabilirsiniz. Sonrasında ise hayatınızda olan teknolojilerin ihtiyaçlarını sorgulamalısınız. Bu şekilde kendinizi ve hayatınızı toplum başta olmak üzere ailenize ve sevdiklerinize karşı daha iyi ifade edebilir ve sorumluluklarınızı daha iyi şekilde yerine getirebilirsiniz.

Teknoloji Olmadan Yaşamak Mümkün mü?

Hayatımızda bilgisayar olmadan, telefon olmadan, çevreye ve size zarar verebilecek ihtiyaçlarınız olmadan çok daha faydalı bir şekilde yaşamanız aslında mümkün. Çünkü elektronik anlamda hayatımızda olan bütün cihazlar az da olsa radyasyon yaymaktadır. Bunun da kişiden kişiye etkileri değişebilir.

Kullandığımız arabanın çevreye yaydığı karbondioksit miktarını biliyor musunuz? Bu tür küçük ayrıntılar ile gelecekteki nesillere çok daha iyi bir dünya bırakmanız mümkün.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilim

Hipotez Nedir ve Hipotez Nasıl Oluşturulur?

Bilimsel araştırma basamaklarında önemli bir yere sahip olan hipotezlerin en temel özellikleri yenilenebilir, test edilebilir ve açık olmasıdır. Sosyal bilimler de dahil olmak üzere tüm bilim dallarında sıkça kullanılan bir kavramdır. Hipotez defalarca sınamanın ardından istikrarlı bir şekilde doğru olmaya devam ediyorsa, teori mertebesine ulaşabilir.

Published

on

By

Hipotez nedir ve hipotez nasıl oluşturulur konusu bilim okurlarının ve araştırmacılarının dikkatini fazlasıyla çeker. Bilimsel araştırma basamaklarında önemli bir yere sahip olan hipotez kavramı kısaca empirik (Deney ve gözleme dayalı olan bilgi türü) olarak test edilebilen bütün önermelere verilen isim olarak tanımlanır. Sınanmak amacı ile oluşturulan ve doğru olduğu kabul edilen bütün yargı, düşünce ve genellemeler için de söylenilebilir. Hipotezin varsayım ya da sav olarak da dilimizde nitelendirilmesi mümkündür. Bilimsel bir çalışmanın hipotez olarak kabul edilmesi için öncelikli olarak denenmesi gerekmektedir. Empirik olarak ortaya atılan hipotezin, istikrarlı bir şekilde aynı sonucu vermesi durumunda hipotezler teori statüsüne çıkabilirler. Peki teori nedir? Teori, bir durumu açıklamak için kullanılan düşünce sistemi bütünüdür. Teorinin hipotezden farkı doğruluğunun kanıtlanmış olmasıdır.

Hipotez Nedir ve Hipotezin Özellikleri Nelerdir?

Hipotezler eldeki mevcut olan veriler ile uyumlu olarak ilerlemeli ve içeriğinde olan verileri açıklamalıdır. Günümüz bilgileri ile hipotezin konusunun güncel olması oldukça önemlidir. Sonrasında ise hipotez güncellemeye müsait bir şekilde ilerlemelidir. Oluşabilecek problemleri kestirmeli ve çözüm önerileri bulundurmalıdır. Test edilebilir olması önemlidir empirik olarak, deney ve gözlemlere açık olarak sınanabilmelidir. Dinamik bilimin öncülüğünde  yenilenebilir olmalıdır.

Hipotez bir soru değildir, daha ziyade iki veya daha fazla değişkenin birbiri arasındaki ilişkinin öngörüsü niteliğindedir. Bu değişkenleri kavrayabilmek adına  “Bağımlı ve Bağımsız Değişken Nedir?” yazımıza göz atabilirsiniz.

Hipotez Örnekleri

Genel olarak hipotezler, doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında kesin yargılar olmayan önerme türleridir. Hipotezlerin bilimsel seviyedeki durumunu anlatmadan önce kolayca anlaşılabilecek düzeydeki basit hipotez örnekleri üzerinden konuşalım. Mesela “Derse katılmayan öğrencinin başarı seviyesi düşer.” örneği ile alakalı ilk göze çarpan test edilmeye açık olması ve iki değişkenin birbiri arasındaki ilişkiyi tanımlamasıdır. Diğer hipotez unsurlarını da barındırması sebebiyle bu örnek bir hipotezdir.

Biyoloji hipotez örnekleri denildiğinde akla gelen en tipik örnek ilk canlının oluşumu ile ilgili olandır şüphesiz.

abiyogenez hipotezi

Redi deneylerinde et kullanmıştır.

Abiyogenez hipotezi, canlının oluşumunun cansızdan oluşturulduğu ile ilgili araştırmalar bütününü oluşturmaktadır. Bu araştırmanın öncüsü İtalyan Francesco Redi‘dir. Redi, ağzı açık kavanozların içine koyduğu et parçalarının üzerinde larva oluşumu gözlemledi. Daha sonra deneyini yineleyerek, bazı kavanozların ağzını kapattı. Ağzı kapalı olan kavanozlarda larva oluşumu gözlemedi. Yıllar sonra Louis Pasteur yaptığı deneylerle abiyogenez diğer adıyla kendiliğinden oluş hipotezini çürüttü.

Sosyal bilimlerde ise iki tip hipotez mevcuttur. Null hipotezi, iki değişken arasında ilişki olmadığını savunurken; alternatif hipotez, iki değişken arasında ilişki olduğunu savunur.

Hipotezler sosyal bilimlerin araştırma basamaklarında büyük öneme sahiptir. “Sosyal Bilimlerde/ Sosyolojide Sosyal Kuram-Sosyal Pratik İlişkisi ve Uygulamalı Araştırma Bulgularının Yorumlanmasına İlişkin Bazı Problemler” isimli makaleyi okuyabilirsiniz.

Belirli bir durumda oluşturulan hipotezin daha sonrasında empirik olarak sınanması gerekmektedir. Bu aşamanın ardından hipotezin sonucunun pozitif ya da negatif olarak çıkacağından, önemli bir adımdır. İlerleyen süreçte ise, pozitif ya da negatif olması durumunda hipotez tekrarlanacak ve istikrarı kontrol edilecektir. Hipotezi ispatlanacak bilgi kümeleri olarak görmek de mümkündür bu yüzden.

Hipotez Nasıl Kurulur ?

Öncelikli olarak yazacağınız hipotezin mümkün olabilecek en yüksek ontolojik ve ussal seviyeye ulaşması gerekmektedir. İçerisinde olan bütün adımlar ve kavramlar tamamen açık ve işlemsel olarak açıklamaları ile birlikte yer almalıdır. Hipotez denenebilir olmalı ve sınanabileceği alanlarda tamamen istikrarlı olmalıdır.

Sonucunda yürütülen bilimsel araştırmanın bütün aşamaları mantıklı olarak yürütülmeli ve daha önce yapılan araştırma konuları izlenmelidir. Bağımlı ve bağımsız değişken içermelidir. Bunların haricinde etik ve ahlaki kurallara da uymalıdır. Konu ile ilgili yapılan araştırmalarda, sizin araştırmalarınız ile ilgili farklar ortaya koyulmalı ve konu hakkında daha dikkatli davranılmalıdır.

 

Continue Reading

Bilim

Önerme Nedir ve Önerme Türleri Nelerdir?

Bilimsel araştırma basamaklarında sıklıkla kullanılan ifade olan önermeler, gerek pozitif gerekse de sosyal bilimlerde önemli bir yere sahiptir. Önerme, doğruluğu ya da yanlışlığı test edilebilen ifadelerin tümüne karşılık gelir.

Published

on

By

Önerme, pozitif ve sosyal bilim dallarında sıklıkla başvurulan genel bir kavramdır. Peki önerme nedir? Önerme, iki ya da daha fazla kavram arasında olan ilişki hakkında oluşan yargıyı ifade eden cümlelerin tümüne verilen isimdir. Bu tanımın haricinde mantık içerisinde, ortaya atılan bir söylem ya da ifadenin, değeri veya içerisinde taşıdığı mesajın doğruluğu ya da yanlışlığı olan kısmına da önerme denmektedir. Örnek vermek gerekirse; doğru ya da yanlış olduğu hiç önemli olmaksızın kesin olarak söylenen herhangi cümle yapısı önermedir. Önerme sırasında söylenen ya da belirtilen ifade içerisinde soru ekleri (-mi, -mı) yer alamaz.

Önerme Örnekleri

Bir ifadenin önerme olabilme şartının doğruluğu ya da yanlışlığının test edilebilmesidir. Genelde öznel ifadeler önerme niteliği taşımamaktadır. Kısacası her önerme cümle niteliğini taşıyorken, her cümle önerme niteliğini taşıyamayabilir. Önerme örnekleri matematik dersinin mantık konusundan da hatırlayacağınız üzere kolayca oluşturulabilir. Önerme örnekleri p,r,s,t ve q gibi harflerle tanımlanabilir. Bir önerme doğru ya da yanlış olabilir. Önerme doğru ise “1” değerini alır ve totolojidir; önerme yanlış ise “0” değerinin alır ve çelişkidir.

“p: 2x ifadesinin türevi, 2’dir.” ifadesi doğru bir önermedir, totolojidir.

“r: 12:2=4” ifadesi yanlış bir önermedir, çelişkidir.

“s: Friedrich Nietzsche, iyi bir filozoftur.” ifadesi bir önerme değildir. Doğruluğu ya da yanlışlığı belirlenemez.

“t: En güzel renk kırmızıdır.” ifadesi bir önerme değildir çünkü öznel bir yargıdır.

“q: Bir üçgenin iç açıları toplamı 270 derecedir.” ifadesi yanlış bir önermedir, çelişkidir.

Doğru önerme

“Everest Dağı dünyanın en yüksek dağıdır.” önermesi doğru bir önermedir.

Önerme Türleri Nelerdir?

Önermeler genel olarak üç ana başlık altında incelenmektedir; Nitelikleri bakımından önermeler, nicelikleri bakımından önermeler, yapıları bakımından önermeler.

Önermeler hakkında yeterli düzeyde bilgiye sahip olduktan sonra bir beyin fırtınasına var mısınız? “Doğru Önermeler, Yanlış Önermeler” isimli yazıdaki 6 adet mantık sorusuna göz atarak sınırlarınızı zorlayabilirsiniz.

1-Nitelikleri Bakımından Önerme Nedir?

Bir önerme içerisinde yer alan anlam bütünlüğü ve taşıdığı ileti ile olumlu ya da olumsuz olarak iki farklı anlam taşımaktadır.

A-Olumlu Önerme: Önerme içerisinde olan yüklem, önermenin diğer kelimeleri ile onaylanıyor ya da doğrulanıyor ise önermenin sonucu olumlu olarak nitelendirilir. Örnek olarak: Ormanlar yeşildir.

B-Olumsuz Önerme: Olumlu önermenin tam tersi durumda yani, cümle içerisinde yüklemin içeriği onaylanmıyor ise olumsuz önermedir. Örneğin: Ormanlar yeşil değildir.

2-Nicelikleri Bakımından Önerme Nedir?

A-Tümel Önerme: Önerme içeren iletinin tamamı bir grup, sınıf ya da kümeyi içerisinde barındırıyorsa, tümel önerme olarak nitelendirilir. Örneğin: Bütün insanlar iki ayak üzerinde yürür.

B-Tikel Önerme: Önerme içerisinde yer alan grup içerisinde olan bir kümeyi işaret ediyorsa, tikel önermedir. Örneğin: Sınıfta bazı öğrenciler tembeldir.

C-Tekil Önerme: Önerme içerisinde yer alan özne, belirli ya da özel olan bir kişi ya da tekili işaret ediyorsa, tekil önermedir. Örneğin: Efe çalışkandır.

D-Belirsiz Önerme: Özne içerisinde olan mesajda belirli bir niceliğin gösterilmediği önerme türüdür. Örneğin: Hayvanlar acıkır.

3-Yapıları Bakımından Önerme Nedir?

Mevcut ileti içerisinde olan önermelerin, içeriğinde olan yargı sayısı; Basit ve bileşik önerme olarak iki farklı bölümde incelenir.

A-Basit Önerme: İçerisinde sadece tek bir yargı barındıran önermelere verilen isimdir. Basit önerme şekillerinden, bağ ortadan kaldırıldığında geriye iki terim kalır. Örnek: İnsan canlıdır.

B-Bileşik Önerme: İçerisinde birden fazla yargı barındıran önermelere söylenir.

Hipotezler de tıpkı önermeler gibi doğruluğu ya da yanlışlığı test edilebilen olgulardır. “Hipotez Nedir ve Hipotez Nasıl Oluşturulur?” isimli yazıya ulaşarak hipotez kavramı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

 

Continue Reading

Bilim

Radyolojik Silahlar Nedir ve Etkileri Nelerdir?

Radyolojik silahlar geçmişten günümüze ülkeler için savaş alanlarında gövde gösterisi sembolü haline gelmiştir. Bu silahların gelişimiyle kullanım alanlarının artış göstermesi paralellik göstermiştir.

Published

on

By

Radyolojik silah ya da radyolojik olarak bölgeye salgılanan tahrip gücü yüksek olan tasarlanan silahlara verilen genel isimdir. Amerika Savunma Bakanlığının radyolojik silahlar için yaptığı tanım ise “Herhangi silah ya da teçhizat; Radyoaktif materyali sayesinde etki ettiği alanın çürümesi ve radyasyonun yayılması sayesinde, tahrip, hasar ve yaralanmalara neden olacak şekilde kullanılmasına neden olurlar”. Kimyasal harp ajanları ise Birleşmiş Milletlerin 1969 yılında yayınladığı raporda “insanlar, hayvanlar ve bitkiler üzerine doğrudan toksik etkileri nedeni ile kullanılan her türlü katı, sıvı, gaz halindeki kimyasal maddeler” şeklinde tanımlardır.

Geçmişten günümüze savaş stratejileri bununla orantılı olarak kullanılan silahlar değişkenlik göstermiştir. Bu perspektifte değişmeyen tek şey insan hayatına verdiği olumsuz etkiler olmuştur. “Kimyasal Silahlar Nedir ve Etkileri Nelerdir?” isimli yazımıza linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Radyolojik Silahlar Nelerdir? 

Savaş zamanlarından bu yana büyük yankı uyandıran günümüzde de can kayıplarına ve toplumsal anlamda büyük yaralanmalara yol açmaktadır. Literatürdeki kimyasal silahlar aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.

Sinir Gazları: Sarin (GB), Tabun (GA), Soman (GD)

Yakıcı Gazlar: Nitrojen Mustard (HN) (hardal gazları)

Akciğer İrritanları: Fosgen (CG), Klorin (CL)

Kan Zehirleri: Siyonojen klorür, Hidrojen siyanür

Kapasite Bozucular: klorosetofenon gibi göz yaşartıcı gazlar

Bitki Öldürücü Ajanlar

Kimyasal, nükleer ya da radyolojik silah üretebilme mertebesine erişmiş ülkeler bu silahları tipik olarak kendilerine kıyasla güçsüz hedefler üzerinde kullanmış olup, kendileri gibi silahlanma teknolojisini geliştirmiş güçlü ülkelere karşı kullanmamışlardır. Bu sebeple gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülke standardındaki ülkeler her zaman radyolojik tehditler altındadır.

Radyolojik Silahların Etkileri Nelerdir?

Radyolojik silah etkileri

Günümüzden 34 yıl önce olmuş Çernobil faciasının etkileri hala hissedilmekte, uzun yıllar da hissedilmeye devam edecek.

Bilinen etkileri, uygulanan bölge içerisinde yer alan her türlü alana tahrip gücü çok yüksek şekilde zarar verir. Yaklaşık yüz yıl boyunca etkilerini silmek mümkün değildir. Bunun ile ilgili ülkemizi de ilgilendiren en büyük radyoaktif akıntılardan biri; Ukrayna Çernobil’de yaşanan reaktör kazasıdır. Kaza aslında nükleer bir tesiste yaşanmıştır, tesis içerisinde yaşanan patlama sonucunda radyoaktif madde ve yakıt atmosfere karışmış ve rüzgar ile çevre de olan bütün şehirlere ve ülkelere yayılmıştır. Patlamanın ardından on yıl boyunca özellikle Karadeniz bölgesi başta olmak üzere kanser hastalığı oldukça fazla gözlemlenmiş, çocuklar engelli doğmuş ve toprak üzerinde yağmur ile inen radyoaktif akıntılar yüzünden, gıdalardan zehirlenmeler meydana gelmiştir.

Bunun ile ilgili bir diğer örnek ise Hiroşima’da İkinci Dünya Savaşı’nın sonunu getiren nükleer saldırılardır. Bu saldırı sonucunda Hiroşima ve Nagazaki şehirlerinde yaşam durmuş ve saldırıyı atlatan bölge halkında radyoaktif zehirlenmeler gözlemlenmiştir. Çocukların engelli doğması ve o dönemde yaşayan neslin genetiğinde kalıcı hasarlar oluşması ve gelecek nesillere de bu akıntıları taşıdıkları bilinmektedir.

Kimyasal silahlar hakkında daha ayrıntılı bilgi için Dr. Çağlar Özdemir, Arif Bozbıyık, Dr. İ. Hamit Hancı’nın yazdığı ” Kimyasal Silahlar: Etkileri, Korunma Yolları ” isimli makaleye göz atabilirsiniz.

Radyolojik Silahların Kullanım Alanları

Genelde yoğun nüfuslu olan bölgelerde, panik ve insan kayıpları yaratan bir terör silahıdır. Sivil savunma uzmanlarınca yapılan hesaplamalara göre tüm 15 tonluk bir kimyasal silahın 60 km²’lik bir alandaki
halkın %50’sini öldürebileceği belirtilmektedir. Kullanıldığı alanda radyoaktif temizlik yapılmaması durumunda, etkilerinin devam ettirebilmektedir. Kullanılan radyolojik kaynağın kalitesi, silahın etkisini de doğrudan etkilemektedir.

Enerji ve radyasyon türü, ömrü, kullanılabilirliği ve kullanılan alanın coğrafi koşulları silahın etkisini tetikleyen faktörlerdir. İnsan sağlığını tehdit eden radyoizotoplar şunlardır: 137Cs (Radyolojik medikal aletlerde kullanılır), 60Co, 241Am, 252Cf, 192Ir, 238Pu, 90Sr, 226Ra ve 238U. En tehlikeli radyoaktif element ise Madam Curie’nin hazin sonunu getiren Po simgeli Polonyum elementidir. Nükleer yakıt olarak tercih edilen uranyum’dan 400 kat daha tehlikelidir.

Continue Reading

Trending

Copyright © 2017 Yazbuz.com