Ne, Ne Değildir?

Samsun’dan Ankara’ya Otostop ile Seyahat

Gürcistan’dan geri döndükten sonra yol güzergahımızı belirlemek konusunda biraz problem yaşadık. Ama her koşulda ilk olarak gitmemiz gereken adres Ankara idi. Biz de bunun bilinci ile akşam saatlerinde Selahiye Mahallesi’nde olan babaannemin evinden karnımızı doyurmuş şekilde Samsun otogara doğru yürümeye başladık. Benim sırtımda 34 kilo, Kelsey’in sırtında ise 18 kiloluk yük ile birkaç kilometre bayır çıktıktan sonra ikimiz de akşam sıcağında kan ter içinde kalmıştık. Samsun’dan Ankara’ya otostop ile seyahatimiz böyle başladı.

Samsun – Ankara Otostopu

Samsun’dan Ankara’ya otostop çekmek için Bülent Eren’den taktikleri aldık. Otogar yolunun biraz daha ilerisinde otostop çekmeye başlayacaktık. Aman yarabbi! O da nesi? Bir yağmur yağmaya başladı bunu kelimeler ile anlatmak çok güç. Hani bardaktan boşalırcasına yağar derler ya, bunu gerçekten yaşadık. Çantalarımız su alır mı almaz mı sorunsalı ile de karşı karşıya kaldık hemen. Sığınabildiğimiz ilk kapalı yere girdik, oradan elimizi uzatıyoruz birinin durmasını umarak. Fakat hem hava karanlık hem de beklediğimiz yerde araçlar tarafından görüşümüz oldukça düşüktü. Fakat yine mucize gerçekleşti, birkaç dakika içerisinde bir araç durdu ve araçtan “Gençler nereye?” diye bir kafa çıktı.

Tofaş’ın bilmediğim bir kuşunu simgeleyen beyaz araçta iki kişi, Tokat yoluna doğru ilerliyorlarmış. Ankara yolu da aynı güzergahta olduğu için gittiğimiz kardır diyerek bindik arabaya. Ama Ankara yolundan Tokat yoluna giriş, iki tünelin arasında ışık olmayan bir yolun içinde. İşte o an dedim sıçtığımız an, kimse bizi buradan almaz diye. Etraftan da hayvan sesleri geliyor. Dedim çadır kuralım çünkü durmaya çalışan araç bile durmaya yer bulamıyor, olduğumuz yerden de iki tünel arasında olduğu için hareket edemiyoruz. Ve mucize tekrar kendini gösterdi; bir kamyonet bir şekilde durdu. Adamın aslen Ünyeli olduğunu ve bizim köyden olduğunu öğrenmem de ayrı mucizelerdi.

Ankara’ya Geliş

Ankara'ya Geliş
Macera dolu bir yolculuktan sonra sonunda Ankara’ya geldik.

Ankara’ya bir şekilde vardık, sonrasında da tabii gidecek bir yer ya da yanaşacak bir arkadaş arayışına geçtik. Orada olan arkadaşlarımdan Çağdaş Kurt o gün müsait olmadığından biz de alternatiflere yöneldik. O günkü Ankara sıcağı hakkında söylenecek çok söz olsa da kısa sürede Furkan Yazıcı bana evini açtı. Kendisi benim eski kız arkadaşım Ayşenaz Sönmez’in yakın bir arkadaşıydı. Sağ olsun, Ayşenaz ile ayrılmama rağmen bir kez bile bana karşı ön yargıda bulunmadı. Kelsey ile de zaten onun evine gitmem ayrı bir ironiydi, fakat hiçbir sorun yapmadı. Gittik evine, biraz uyuduk, dinlendik, duşlarımızı aldık, Kızılay tarafına doğru yürüdük.

Kızılay da hayatımı değiştiren bir başka insan ile birkaç dakika sonrasında bir araya geldik; Onur Kaya. Interrail Türkiye ve Otostop Türkiye sayfalarını Facebook’tan takip edenler kendisini yakından tanır. Türkiye’deki bütün illeri otostop ile gezmiştir kendisi. Gündelik olarak girdiği Ankara da bir tavuk lokantasında bizi misafir etti, ısmarlar diye çok bekledim ama ısmarlamadı hiçbir şey. Acısı ile tatlısı ile Ankara da iki gün dinlendik ve asıl güzergahımızı seçmeye başladık. Peki sırada neresi vardı? Biri oradan Kapadokya mı dedi?

Anıl Kölmük

Pragmatist, sosyolog. Dijital üretir, dışavurur.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu