Felsefenin sorularından biri de insanın neyi bildiği veya bilmediğidir. Filozoflar bilgiye ulaşmak için çeşitli fikirler ortaya atmıştır. Böylece doğru bilginin ölçütleri ve sınırları ortaya çıkmıştır. Biz de günümüze kadar bizi
Hem bilim hem de sanat olmayı başarabilmiş bir disiplin olan felsefenin arkasında gizlenen bilimsel saptamaları ve düşünceleri anlatmaya çalışıyoruz.
Felsefe tarihine damga vuran Rene Descartes 31 Mart 1596 ile 11 Şubat 1650 tarihleri arasında yaşamış Fransız bilim adamı, matematikçi ve filozoftur. Descartes felsefesi, “Düşünüyorum, öyleyse varım” şeklinde akıllara kazınmıştır.
Felsefe tarihini ve dolayısıyla filozofları pek çok kategori altında değerlendirmek mümkündür. Bu kategorilerden biri de monizm olarak adlandırılan tekçilik düşüncesidir. “Monizm ne demek?” veya “monizm filozofları kimlerdir?” sorularına cevap arıyorsanız
Felsefe kavramlarından birisi olan fenomenoloji, Alman filozof Hegel tarafından ilk defa “Aklın Fenomenolojisi” isimli eserde kullanıldı. Kavrama göre, fiziksel olan dünya; her insan için aynı anlamı taşıyan, insanlardan bağımsız bir
Felsefe biliminde pek çok fikir akımı vardır. Bunlardan bir tanesi de Plüralizm yani bir diğer ismi ile çokculuk akımıdır. Peki Plüralizm nedir? Temsilcileri kimlerdir? Gerçeklik açıklamasına farklı bir yorum getiren
Felsefe içerisinde pek çok öğreti ve akım bulunmaktadır. Bunlar birisi de konseptüalizm, yani kavramcılık akımıdır. Konseptüalizm felsefe bilimine meraklı kişiler için oldukça ilgi çekici bir konudur. Gerçek bilgi üzerine karşıt
Düşünmek, insana ait olan bir yeti ve zorunlu bir yaşam koşuludur. Söz konusu insan olunca ona “düşünen bir varlık” diyoruz. Çünkü insan yaşamının bir kısmı eylemleri, diğer kısmı ise eylem
Tanrının varlığını mantıksal olarak ispatlama girişimi Orta Çağ’da yükselen bir felsefi eğilimdir. Bu süreçte pek çok filozof, Tanrı’nın varlığını akılsal olarak ispatlayabileceğini düşünmüştür. Bu nedenle çeşitli kanıtlar sunulmuştur. Bunlardan biri
İnsan; tüm hayatı boyunca kendi benliğini, çevresinde gelişen olayları ve soyut kavramları anlamlandırma ihtiyacı hisseder. Geçmişe kısa bir bakış atıldığında dahi insanlık tarihinin merak ve bilme ihtiyacından doğan olaylarla bezeli
Çok eski zamanlardan beri ideal devlet anlayışı birçok filozof tarafından düşünülmüştür. Toplumun gelişi güzel davranışlarını engellemek, toplumun amaç ve işlevlerini belirlemek, önemli etkinliklerden biri olmuştur. Biz de "İdeal bir toplum